Aort Damar Yırtılması (Aort Diseksiyonu)

Aort Damar Yırtılması (Aort Diseksiyonu)

Yakın zamanda, gündemimizde olan bir konu olan aort damar yırtılması, diğer adıyla aort disseksiyonundan bahsetmek istiyorum biraz.

Aort Damar Yırtılması (Aort Diseksiyonu) En Tehlikeli Hastalıklardan Birisidir

Aort damar yırtılması (aort diseksiyonu) olarak adlandırılan durum, aslında aort damarını oluşturan 3 farklı tabakanın, aort damar iç duvarından oluşan bir yırtığa bağlı olarak, birbirlerinden ayrılması sonucunda oluşan bir durumdur. Ayrılan tabakaların arasına, aort damar duvarındaki yırtıktan giren kan dolmaya başlar. Aslına bakarsanız, yırtıktan içeri giren kan, bu 3 tabakanın bir diğerinden ayrılmasına neden olur. Tüm gelişmiş tanı ve tedavi yöntemlerine rağmen, en ölümcül hastalık ve durumların başında gelmektedir.

Aort Damar Yırtılması (Aort Diseksiyonu) Belirti ve Bulguları Nelerdir?

Aort damar yırtılması, ani başlangıçlı bir durum olduğu için ortaya çıkan belirti ve bulgularda oldukça hızlı, kısa süre içerisinde gelişir. Aort damar yırtılması gelişen hastaların çoğu, teşhis edilememekte ve acil bölümlerine ulaşamadan, kaybedilmektedir. Bu nedenle, aort damar yırtılması (Aort Diseksiyonu) hastalarının tanısının erken konulması oldukça önemlidir.

Aort damar yırtılması (Aort Diseksiyonu) gelişen hastalarda klinik belirtiler arasında;

  • Aniden gelişen, yırtıcı veya sökücü tarzda (sanki kopartırcasına) göğüs ağrısı hastaların çoğunda gözlenir. Bu ağrı, göğüs ön duvarında olabileceği gibi, çeneye, boyuna, sırta, iki kürek kemiği arasına yayılabilir. Ortaya çıkan ağrının en önemli özelliği, ani gelişmesi, yırtıcı – sökücü tarzda olmasıdır. %90 hastada, aort damar yırtılmasına (Aort Diseksiyonu) bağlı ağrı gözlenirken, %10 hasta da ise, ağrı ortaya çıkmadan aort damar yırtılması (Aort Diseksiyonu) gözlenmektedir.
  • Bayılma, diğer adıyla senkop, serebro-vasküler olay (hemiparezi, hemiparestezi – tam veya kısmi felç),
  • Şuur bozulması, kaybı veya bulanıklaşması,
  • Kol veya bacaklarda ağrı, ilgili ekstremiteleri oynatmakta veya hareket ettirmekte güçlük,
  • Horner Sendromu (pitoz – göz kapağı düşmesi, miyozis – göz bebeği daralması, anhidroz – göz yaşı oluşamaması),
  • Nefes darlığı,
  • Kanlı öksürük, öksürme veya balgamda kan gelmesi,
  • Yutkunma zorluğu (disfaji),
  • Yan ağrısı (böğür bölgesinde),
  • Karın ağrısı,
  • Ateş,
  • Sıkıntılı hal ve ölüm korkusunu hissetmek bulunmaktadır.

Aort Damar Yırtılması (Aort Diseksiyonu) Teşhisi Nasıl Konur?

Yukarıda da bahsettiğim gibi, aort damar yırtılmasının tanısı konulamadığı için, hastaların çoğu hastanelerin acil servis ünitelerine gelemeden kaybedilmektedir. Erken tanının önemi aşikardır. Erken tanının başarılı bir şekilde konulabilmesinin altında yatan en önemli faktör, aort damar yırtılması (Aort Diseksiyonu) hastalık veya durumundan şüphelenmektir. Aort damar yırtılmasının şüphelenildiği hastalarda yapılan ileri görüntüleme yöntemleri sayesinde çok daha erken tanı konulabilmekte ve gerekli tedavi başlanmaktadır.

Aort damar yırtılmasının (Aort Diseksiyonu) tanısının konulmasında;

  • Hastanın öykü ve muayenesi oldukça önemli bir ayrıntıdır,
  • Görüntüleme yöntemleri,
  • Elektrokardiyografi,
  • Kan sayımı, kan kimyası ve kalp kası kan belirteçleri sıklıkla başvurulan yöntemlerdendir.

Aort damar yırtılması, fizik muayenesi sırasında neler dikkatimizi çeker, hangi bulgu ve belirtiler şüphelenmemiz gerektiğini ifade eder:

  • Hipertansiyon (yüksek kan basıncı),
  • Hipotansiyon (düşük kan basıncı),
  • Her iki kol arasında kan basınç farkının bulunması (iki kol arasında 20 mmHg’dan fazla fark bulunması),
  • Aort yetmezliği belirtilerinin bulunması (sıçrayıcı nabız, geniş kan basınç aralığı, diastolik üfürüm),
  • Kalp tamponadı belirtilerinin (derinden gelen kalp sesleri, hipotansiyon – kan basınç düşüklüğü, pulsus paradoksus, boyun toplardamarlarında belirginleşme, Kussmaul belirtisi) saptanması,
  • Nörolojik olayların gözlenmesi,
  • Periferik parestezi (uyuşma),
  • Horner Sendromu,
  • Yeni diastolik üfürüm saptanması,
  • Vücudun farklı nabız bölgelerinde asimetrik nabızların saptanması
aort damar yırtılması

Aort Damar Yırtılması – Aort Diseksiyonu

Laboratuvar bulguları aort damar yırtılması (Aort Diseksiyonu) için özellikli olmamakla beraber;

  • Lökositoz (kan akyuvar sayılarında artış,
  • Kan Hemoglobin ve Hematokrit değerlerinde düşme; sıklıkla aort damar yırtılmasına veya kan sızmasına bağlı olarak ortaya çıkar,
  • Kan üre ve kreatin seviyelerinde yükselme; genellikle böbrek atardamarlarını da içine alan aort damar yırtıklarında sıklıkla gözlenir,
  • Kalp kası enzim belirteçlerinde yükselme; sıklıkla koroner damarları da içine alan aort damar yırtılması durumlarında karşımıza çıkar. Kötü durumun önemli bir göstergesidir.

Aort Damar Yırtılması (Aort Diseksiyonu) Teşhisinde Hangi Görüntüleme Yöntemleri Kullanılır?

Sık olarak yapılan ilk görüntüleme yöntemi, yatak başı akciğer grafisidir. Akciğer grafisinde, özellikle kalp gölgesinde, mediastinum bölgesinde bir genişleme gözlenir. Aort damarının göğüs boşluğuna doğru olan yırtıklarında sık olarak karşımıza çıkan durum Hemotoraks’tır. Başka bir deyişle, göğüs boşluğu içerisine kanama olarak adlandırılır.

Aort damar yırtılması (Aort Diseksiyonu) tanısında en geçerli teşhis (tanı) yöntemi bilgisayarlı tomografidir (BT, CT). Özellikle, hemodinamik açıdan stabil olan hastalarda hızlıca uygulanır ve oldukça yüksek çözünürlüklü bilgiler sağlar.

Benzer, tanı yöntemlerinden bir diğeri ise, ekokardiyografi’dir. Bu yöntemin iki farklı uygulaması mevcuttur.

  • Transtorasik EKO (TTE): Sıklıkla yatak başında, göğüs dışından yapılan bir yöntemdir.
  • Transözafajial EKO (TÖE): Yemek borusuna yerleştirilen bir prob yardımı ile yapılır. TTE’ye göre daha duyarlı bir uygulamadır. Özellikle, aort kapağının yırtılan aort damar duvarı içerisinde olup olmadığını anlamak konusunda güvenilir bilgiler sağlar. Her iki ekokardiyografi uygulaması, diğer tanı yöntemlerinden farklı olarak operatör (yapan kişi) bağımlılığı yüksek olan yöntemlerdendir.

Manyetik Rezonans görüntüleme (MRI), yöntemi de BT gibi oldukça duyarlı (spesifik) bir görüntüleme yöntemidir. BT gibi radyasyon kullanılmaması bir avantaj iken; yöntemin uygulanmasının göreceli olarak BT’ye göre uzun olması bir dezavantajdır.

Eskiden kullanılan ancak günümüzde yeni görüntüleme yöntemlerinin mevcut olması nedeniyle kullanılmayan bir diğer yöntem ise aortografi’dir. Bu yöntem, klasik anjiografi sırasında yapılan bir yöntemdir. Günümüzde, yeni gelişen alternatif ve daha avantajlı yöntemler nedeniyle eskisi gibi kullanılmamaktadır.

Aort Damar Yırtılması (Aort Diseksiyonu) Nasıl Tedavi Edilir?

Ani olarak gelişen aort damar yırtılması (Aort Diseksiyonu), cerrahi veya tıbbi olarak tedavi edilir. Cerrahi tedavi uygulandığında, genellikle aort damarında ortaya çıkan yırtık ve yırtık bölgesi çıkarılır, yerine Dacron adlı sentetik malzemeden özel olarak üretilmiş yapay damar yerleştirilir. Böylece, hastalıklı aort damar dokusu da çıkarılmış olur.

Son yıllarda, gelişen teknolojik imkanlara bağlı olarak, aort damar yırtığı endovasküler (damar içerisinden) teknikler yardımı ile başarılı şekilde tamir edilebilmektedir. Bu gruptaki hastaların yüksek mortalite risklerinden dolayı, endovasküler yırtık onarım yöntemi bazı durumlarda, klasik cerrahi yönteme göre daha fazla tercih edilmektedir.

Tıbbi tedavi yöntemlerinin hemen tamamında amaç; kan basıncını azaltarak anevrizmatik veya diseksiyon gelişmiş damar duvarına binen güçleri azaltmak ve kalbin kasılma gücünün kontrollü olarak azaltılmasıdır. Bu amaçla;

  • Yüksek tansiyonu (Hipertansiyon) kontrol edici ilaçlar en başta tercih edilmektedir,
  • Ağrı mevcutsa, azaltılması için özellikle narkotik ilaçlar kullanılmaktadır.

Acil cerrahi girişim, günümüzde özellikle kompleks aort damar yırtılması (Aort Diseksiyonu) hastalarında kullanılan bir yöntemdir.

Evet, yazımın sonuna geldim. Aort damar yırtılması (Aort Diseksiyonu) son günlerde yine gündeme gelen bir durum olduğu için tekrar yazma gereği hissettim. Bu konu ile ilgili veya başka konular ile ilgili olarak, bana buradan kolaylıkla ulaşabilir ve yanıtını merakla beklediğiniz soruyu sorabilirsiniz. Ancak, sorunuzu sormadan önce bu yazımı okumanızı rica ederim.

Sağlıkla kalın…

Doç. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

p.s.: Yazı kapak görseli, buradan yazı içeriği görseli ise buradan alınmıştır.

Cevap Yaz