El Bileğinden Kalp Anjiografisi

El Bileğinden Kalp Anjiografisi

El bileğinden kalp anjiografisi; son yıllarda sadece kalp ve damar hastalıklarının tanısı için değil, aynı zamanda tedavisinde de kolaylık ve konfor sağlayan bir yöntem. Bu yazımda, el bileğinden kalp anjiografisi hakkında bilgi vermek istiyorum.

Anjiografi veya kısa adıyla Anjio’yu bilmeyen nerede ise yoktur. Günümüzde, artan kalp hastalıkları nedeniyle maalesef tıpta kullanılan terimler ile daha iç içe oluyoruz. Bugün, size yeni (çok eski değil), basit, güvenli ve etkili bir yöntem hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.

Anjio Nedir?

Anjio veya arteriografi; kontrast adı verilen boyalı maddeler yardımı ile, istenilen bölgenin damar yapısının radyolojik olarak gösterilmesi işlemidir. Anjio, özellikle atardamarların, toplardamarların ve kalp boşluklarının görüntülenmesi için tercih edilir. Anjio işlemi sırasında, X-ray veya floroskopi cihazları kullanılır.

Toplardamarlar için yapılan anjio görüntüleme işlemine ise; venografi adı verilir. Bu konu ile ilgili yazıma buradan (venografi nedir?) ulaşabilirsiniz.

Bilgisayarlı tomografi anjiosu (BT Anjiografi) veya Manyetik Rezonans anjiosu (MR Anjiografi) gibi anjiografi’nin venografi dışında farklı çeşitleri bulunmaktadır.

Anjiografi ve Tarihçesi

Anjio; ilk kez 1927 yılında, Portekiz’li bir Nörolog olan Egas Moniz tarafından bulunmuştur. İlgilendiği alan olan, beyin için bir görüntüleme yöntemini geliştirme ihtiyacı anjio fikrinin ortaya çıkmasına neden oldu. Anjio’nun yaygın kullanımı ise, 1953 yılında Seldinger tekniğinin (damara cilt yolu ile giriş tekniği) gelişmesi ile oldu.

Anjio Nasıl Yapılır?

Anjio, özellikle ilgilenilecek bölgenin yerine bağlı olarak farklı bölgelerden giriş yolu ile yapılmaktadır. Örneğin, kalp, koroner arterler (kalbi besleyen damarlar) ve vücut  atardamar sisteminin incelenmesi için femoral arter (kasık atardamarı), toplardamar sisteminin incelemesi için ise femoral (kasık) veya juguler (boyun) ven (toplardamar) kullanılmaktadır.

Anjio ile görüntüler, daha önceden de bahsettiğim gibi, kontrast maddenin (boya, radyo-opak ajan), damar içerisine verilmesi ile sağlanmaktadır. Anjio sırasında, X-ray cihazı ile incelenecek bölgeye iyonize radyasyon verilmektedir. Çekilen görüntüler, hareketsiz veya hareketli olabilmektedir.

Anjio Çeşitleri Nelerdir?

Günümüzde sık olarak kullandığımız anjio çeşitleri arasında;

  • Koroner anjio,
    • Kasık (femoral) yolla kalp anjiografisi
    • El bileğinden kalp anjigrafisi
  • Nöro-vasküler anjio,
  • Periferik anjio bulunmaktadır.

Anjio Riskli Midir?

Anjio, her tıbbi işlem gibi anjio çeşidine göre riskler içermektedir. İşleme bağlı olarak karşımıza en sık çıkan anjio komplikasyonları arasında;

  • Anjio bölgesinde ağrı,
  • Anjio bölgesinde şişme ve/veya morarma,
  • Anjio bölgesinden kanama,
  • Anjio’da kullanılan kontrast ajana (radyo-opak madde) karşı gelişen allerji,
  • İnme veya felç (özellikle nöro-vasküler anjio’da),
  • Anjio yapılan damarda pıhtılaşma veya emboli (pıhtı atması),
  • Anjio sırasında sıcaklık hissedilmesi (genellikle kontrast maddeye bağlı),
  • Anjio bölgesinde yalancı anevrizma (balonlaşma) gelişimi,
  • Anjio yapılan damarda hafif veya ciddi yaralanma,
  • Ciddi, hayatı riske eden reaksiyon (özellikle yeni geliştirilen kontrast ajanlarla bu oran 1/80000 sınırlarına indirilmiştir) bulunmaktadır.
Kalp Anjiografisi

Photo by ragesoss

El Bileğinden Kalp Anjiografisi

İlk anjioplasti (anjiografi yöntemi ile tıkalı damarın açılması) işlemi 1977 yılında yapıldı. O yıllarda, cerrahi tedaviye alternatif bir yöntem olduğu için çok tartışıldı. Uzun yıllar sonra, taşlar yerine oturdu, artık her uygulama için belirlenen uluslararası protokoller sayesinde herşey eskisine oranla daha kolay yapılıyor.

El bileğinden kalp anjiografisi için de durum aynı. Yapılan uluslararası bilimsel çalışmalar ışığında, el bileğinden (yani radial arter) yapılan kalp anjiografi ve anjioplastisi ile klasik yöntem (kasıktan yapılan) arasında ciddi bir fark olmadığını söylemek artık mümkün.

El bileğinden yapılan anjiografi işlemi sırasında radial arter (atardamar) adı verilen kullanılır. Radial arter, aslında elimizin beslenmesini sağlayan iki atardamardan birisidir. Genellikle, el bileği seviyesinde nabız muayenesi yaptığımızda onu kontrol eder, farkına varırız.

El Bileğinden Kalp Anjiografisi ve Tarihçesi

El bileğinden yapılan anjioplasti işlemi dünyada ilk kez, 1990 yılında Hollanda’da yapıldı. Dediğim gibi o yıllar, kalp cerrahisinin gelişmekte olduğu yıllar idi. Temel bilgilerimiz yeni, teknoloji günümüzdeki kadar gelişmemişti. Yeni yöntemleri hemen kabul etmek öyle günümüzdeki kadar kolay olmuyordu. Radial arter yolu ile el bileğinden yapılan bu işlem de o zaman hemen kabul görmedi. En azından, Amerika’lılar için. Sonuç olarak, el bileği anjiografisi, Avrupa ülkeleri ve Japonya’da oldukça fazla oranda yapılmaya başlandı. Öyle ki, bir süre sonra el bileğinden yapılan anjiografi sayısı, klasik kasıktan girilerek yapılanın önüne geçti.

Doğal olarak yeni bir yöntemin kritik edilmesi, eski veya önceki yöntem ile kıyaslanmasının zamanı gelmişti. Ve, bilimsel çalışmalar yapıldı karşılaştırmak amacı ile her iki yöntemi. Genellikle tıp’ta özellikle uluslararası her bilimsel çalışmanın kısaltılmış bir adı vardır. Biz doktorlar, kısaltmaları çok severiz. İşte, el bileği anjiografisi ile kasıktan yapılan klasik anjiografinin kıyaslandığı uluslararası bir çalışma olan RIVAL çalışmasının sonuçlarının özeti:

– Klasik yöntem (femoral arter aracılığıyla) ile el bileğinden (radial arter) yapılan kalp anjiografik yöntemleri arasında tıkalı kalp atardamarının açılmasındaki başarı açısından bir fark gözlenmemiştir.

– Her iki işleme bağlı olarak, işlem sırasında ve işlemden sonraki 30 gün içerisinde ölüm, kalp krizi ve felç geçirme riskleri açısından da bir fark saptanmamıştır.

– Ancak fark olan bir nokta vardı ki; birçok hasta için belki de en önemlisi bu idi. İşlem için giriş yapılan bölgede, işlem sonrasında gözlenen kanama ve morarma oranları el bileğinden yapılan kalp anjiografisi hastalarında anlamlı derecede daha düşük idi. Buna bağlı olarak hastaların işlemden memnuniyet oranları da yüksek oluyordu.

El bileğinden yapılan anjiografi işlemi zamanla kardiyologlar tarafından daha da fazla oranda benimsendi ve acil girişim gerektiren kalp krizi durumlarında da sık olarak kullanılmaya başlandı.

El Bileğinden Kalp Anjiografisi: Türkiye’de Durum Nedir?

Bu konu ile ilgili, ülkemizde durum hakkında bilgi vereyim biraz. Türkiye’de el bileğinden kalp anjiografisinin düzenli olarak kullanıldığı ilk merkez Siyami Ersek Hastanesi olmuştur. 2004 yılından bu işlemi yapmaya başladılar. Günümüzde ise, farklı hastanelerde orada yetişmiş kardiyologlar tarafından özellikle İstanbul’da başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.

Benim çalıştığım hastane, Bayrampaşa Kolan’da da el bileğinden kalp anjio’su başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. El bileğinden kalp anjio’su yapılan hastalar ile ilgili memnuniyet çalışmasının sonuçları da oldukça yüz güldürücüdür.

El Bileği Kalp Anjiografisini Neden Tercih Ediyorum?

Bir kalp ve damar cerrahisi uzmanı olarak benim, el bileğinden yapılan kalp anjiografisinde en sevdiğim nokta; hastanın uzun süre kanama kontrolünü sağlamak için yatmasının gerekli olmamasıdır. El bileğindeki giriş yerine yapılan bir bandaj veya bası ile oturur pozisyonda 2 – 3 saat kontrol altında tutuluyorsunuz. Bu esnada, yemek yiyebiliyor, çevrenizdekilerle rahatlıkla sohbet edebiliyor ve hatta yürüyebiliyorsunuz. Klasik yöntem ile aralarındaki en önemli fark bence bu, yani size hareket serbestliği sağlamasıdır.

Ayrıca klasik olarak kasıktan yapılan yöntemde kasık bölgesine atardamarın konumu gereği ciddi olarak giriş deliğinden ortaya çıkabilecek kanamayı kontrol altına alabilmek için uzun süreli bir bası yapmak gerekmektedir. Seyrek olarak bu bölgeden oluşan kanamalarda çevre dokularda da morarma gözlenebilmektedir.

Sonuç olarak, el bileğinden yapılan kalp anjiografisi mucize bir yöntem değil aslında. Ancak, tecrübeli ellerde yapıldığında oldukça cazip bir yöntem olduğunu söyleyebilirim.

Eğer, sizin de kalp ve damar sağlığınız ile ilgili sormak istedikleriniz varsa, bana buradan ulaşabilirsiniz. Ancak, sorunuzu sormadan önce lütfen bu yazıyı okuyunuz.

Sağlıkla kalın…

Doç. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

Cevap Yaz