Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu

Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu

Varis veya venöz yetmezliğin ilerleyici karakterde olmaları, cerrahi ile bu hastalıkların bağlarının hiçbir zaman kesilmesine izin vermemiştir. Genetiğin belki de en önemli faktör olduğu ve multifaktöriyel nedenlerle ilk olarak ergenlik zamanında gelişen ve sonrasında da 20 – 30 yaşlarında ilk belirtilerini veren bir hastalık aslında varis. Medikal tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda uygulanan klasik cerrahi tedaviye alternatif bir tedavi yöntemi olan endovenöz radyofrekans ablasyonu (EVRFA) tedavisinden biraz bahsetmek istiyorum bugün.

Varis Tedavisi Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu (EVRFA)

Endovenöz radyofrekans ablasyonu, varis tedavisinde eskiden beri uygulanan klasik cerrahi tedaviye alternatif olarak ilk kez 2007 yılında kullanılmaya başlandı. Teknolojisi daha eski olan ve tıp içerisinde farklı disiplinlerde kullanılan radyofrekans (ses dalgaları), Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) nin uygunluğunu ise çok daha önce, 1999 yılında almıştı. Uygulamanın yapıldığı 2007 yılında yapılan çalışmalar ve raporları yöntemin hastalar tarafından benimsendiğini, kozmetik ve klinik sonuçlarının memnunluk verici olduğu yönünde idi.

Şimdi, biraz daha detaylarına girelim isterseniz bu yöntemin.

Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu (EVRFA) Yöntemi ve Teknik Detayları

Endovenöz radyofrekans ablasyonu ile tedavinin temeli, elektrik enerjisi ile bir jeneratör tarafından üretilen yüksek frekanslı ses dalgalarının, bir kateter (plastik borucuk) yardımı ile varisli toplardamar içerisinde venöz doppler ultrasonografi cihazı ile yeri belirlenmiş kapakçıkların hasarlı olduğu bölgeye iletilmesi ve bu bölgede ortaya çıkan ısı enerjisi ile varisli toplardamarın tamamen kapatılması prensibine dayanmaktadır. Elektrik enerjisi ile bir jeneratör tarafından üretilen radyofrekans (ses dalgaları), ile oluşan ısıya bağlı hasar ile varisli toplardamar, geri dönüşümsüz bir şekilde, tamamen kapatılmaktadır. Ses dalgalarının bu hasarı oluşturdukları bölgelere, elektrot adı verilmektedir. 2007 yılında, bu kateter ilk olarak üretildiğinde mevcut elektrot bölgeleri daha ufak, toplardamar duvarına temas yüzeyleri daha küçük idi. Daha sonra, geliştirilen ve halen kullandığımız 2. jenerasyon kateterde ise bu temas bölgelerinin uzunluğu 7 cm. ‘ye çıkarılmıştır. Bu sayede, daha kısa bir sürede her yönden daha etkili bir tedavi yapılabilmektedir.

endovenöz radyofrekans ablasyonu

Varis Tedavisi Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu

Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu: 120 Santigrad Derece Isı

İşlem sırasında, diğer endovenöz ablasyon yöntemlerinde olduğu gibi, belli bir hızla kateter geri çekilmektedir. Bu sayede, elektrotların toplardamarın tüm yüzeyine, boylu boyunca, kesintisiz olarak teması sağlanmaktadır. Yeni kateter sisteminde, 7 santimetre uzunluğundaki elektrotlar (elektrot yüzeyi) ile jeneratör arasında bulunan geri beslemeli iletişim sayesinde, toplardamar duvarı ve çevresinde oluşan kontrollü ısı 120 santigrad dereceyi aşmamaktadır. Bu sayede, hastalar tarafından tolerans ve kozmetik sonuçlarda memnuniyet verici olmaktadır.

Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu Kateter ile Kollajen Yapısı Değişiyor

Endovenöz radyofrekans ablasyonu işlemi sırasında, radyofrekans ile toplardamar duvarı hemen büzüşmekte, toplardamar iç duvarı tamamen tahrip olmaktadır. Oluşan ısı ile, toplardamar duvarında daha fazla oranda bulunan kollajen adı verilen proteinin yapısı da değişmektedir. Bu değişim, toplardamarın uzun dönemde büzüşerek, kapalı kalmasının devam etmesini (sürekliliğini) sağlamaktadır. Endovenöz tedavilerin temel prensibide aslında bu kollajen proteininin yapısının değiştirilmesi prensibine dayanmaktadır.

Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu: Her Damar Uygun Mu?

Kateterlerin mevcut yapısal özelliklerinden dolayı, eğri – büğrü varisli toplardamarlarda endovenöz tedavileri yapmak henüz tam anlamıyla mümkün olamamaktadır. Kateter üretim teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak, belki de yakın gelecekte buna imkan doğacaktır. endovenöz radyofrekans ablasyonu

Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu: Doppler Ultrasonografi ile Birlikte Yapılmalı

Endovenöz radyofrekans ablasyon yöntemi öncesinde ve işlem sırasında, venöz doppler ultrasonografi (renkli doppler ultrasonografi) cihazı, kalp ve damar cerrah’larının adeta sağ kolu görevini görür. Sadece, tanı koymaya yarayan bir cihaz değil, aynı zamanda işlem sırasında varisli toplardamara giriş bölgesinin seçimi, toplardamarda olası eğri – büğrü bölgelerin belirlenmesi ve toplardamar içerisinde varis ve kaçaklı bölgelerin tesbit edilmesinde kullanılmaktadır. Genellikle işlem için giriş bölgesi olarak, diz bölgesi civarında iç taraf kullanılmaktadır. Bu bölgede, toplardamar genellikle daha yüzeysel ve daha düz bir şekilde seyretmektedir.

Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu: Nerede ve Nasıl?

İşlem, steril bir ortamda yapılmaktadır. Genel anestezi veya tamamen lokal anestezi ile yapılabilmektedir. Anestezik yöntemin seçimi, mevcut hastalığınızın durumu ve doktorunuzla yapacağınız görüşme sırasında kolayca belirlenebilir. Ufak bir iğne yardımıyla, daha öncede lokal anestezik madde ile uyuşturulmuş bölgeden, ultrasonografi cihazı yardımıyla toplardamar içerisine girilir. Bu yönteme, yöntemi bulan kişinin adından dolayı Seldinger tekniği adı verilmektedir. İğne deliğinden gönderilen ince bir klavuz tel yardımıyla daha sonra, introdüsır adı verilen kılıf toplardamar içerisine yerleştirilir. Kılıf yerleştirildikten sonra, endovenöz radyofrekans ablasyon kateteri, yine ultrasonografi eşliğinde hastalıklı bölgeye ulaştırılır. Kateterin en uç tarafı, bacak derin toplardamar kavşağından yaklaşık 3 santimetre gerisine getirilir. Bu bölgeye, biz doktorlar güvenli bölge adı veririz.

Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu ve Tümesan Anestezi

Güvenli bölgeye (Safeno-femoral bileşkenin 3 santimetre gerisi) kateterin en uç noktası yerleştirildikten sonra, tümesan anestezik solüsyon adı verilen ve önceden hazırlanıp buzdolabında (+4 santigrad derece) tutulan solüsyon, önceden işaretlenmiş varisli toplardamar boylu boyunca infiltre edilir. Bu işlem, ufak bir iğne yardımı ile yapılmaktadır. Kateterin uç tarafı son kez ultrasonografi ile güvenli bölgede olduğu teyid edilir. Daha sonra, jeneratör yardımı ile 15 – 20 saniyelik süre boyunca maksimum olarak 120 santigrad derecelik ısı toplardamar duvarına iletilir. Jeneratör ile kateter arasındaki geri beslemeli iletişim sayesinde, kateter pozisyonu ile ilgili olan sorunlar kolaylıkla anlaşılabilmektedir. 15 – 20 saniyelik her uygulama sonrasında kateter, üzerinde işaretli bir sonraki bölüme kadar çekilir. Böylece, varisli toplardamarda boylu boyunca kesintisiz ablasyon tedavisi uygulanmış olur.

İşlem sonlandırıldıktan sonra, ultrasonografi ile toplardamar kontrol edilir, içerisinde toplardamar kan akımının olmadığı kolaylıkla gözlenir. Erken dönemde, az miktarda akım olması önemli değildir, zaman içerisinde toplardamar büzüşerek kapanmasını tamamen sağlamaktadır.

Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu Sonrası Varis Çorabı Giymeli Miyim?

İşlemden hemen sonra, hemen hemen tüm endovenöz ablasyon tedavilerinde temel olarak uygulanması gerekli olan, kompresyon çorabı (varis çorabı) veya elastik bandaj uygulaması yapılır. Varis çorabı, işlem sonrası morarma ve bacakta oluşan hassasiyetin azaltılması açısından çok önemlidir. Orta basınçlı (30 – 40 mmHg) basınç çorabı genellikle yeterli olmaktadır. İşlemden hemen sonra başlamak üzere, erken dönemde düzenli yürüyüşler mutlaka yapılmalıdır. İşlem başarısı açısından oldukça önemlidir. Yaklaşık 30 – 45 gün süre ile ağır kaldırılmaması gerekmektedir. Günlük aktivitelere rahatlıkla devam edilinebilir. İşlemden yaklaşık 3 gün sonra, ilk kontrole gelinir. Bu kontrolde, gerekli ise tedavi edilen toplardamar venöz doppler ultrasonografi ile tekrar kontrol edilir. İşlemden yaklaşık 6 hafta sonra ise, tekrar kontrole gelinir. Bu kontrolde yapılan venöz doppler ultrasonografik inceleme ile toplardamarın çapları, akım varlığı kontrol edilir. Eğer, herhangi bir seviyede kaçak mevcut ise, köpük skleroterapisi açısından değerlendirme yapılır.

Endovenöz Radyofrekans Ablasyonu Sonrası Gözlenen Komplikasyonlar Nelerdir?

Endovenöz radyofrekans ablasyonu işlemine bağlı gelişen komplikasyonların oranı oldukça düşüktür. En sık karşımıza çıkan durumlar; uygulama bölgesinde morarma, hassasiyet veya his kaybı, ısıya bağlı ciltte yanık, yüzeysel tromboflebit’tir. En korkulan komplikasyon olan derin ven trombozu ve/veya pulmoner (akciğer) emboli gelişim oranları ise oldukça düşüktür. Derin ven trombozu gelişim riskini önlemek için uygulanması gereken en etkili yöntem, işlem sonrası erken dönemde düzenli yürümedir.

İşlemden sonra hasta memnuniyet oranları genel olarak oldukça yüksektir. Erken, orta ve uzun dönem bilimsel sonuçları da bunu destekler niteliktedir. Uygulamaya bağlı olarak, hastaların iş gücü kayıpları da en alt seviyede olup, hastalarımın büyük çoğunluğu 2 veya 3 gün içerisinde işlerine dönebilmektedir.

Uzunca bir yazı oldu. Ancak, tek seferde bu işleme ait bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.

Eğer, sizin de varis, ve damar sağlığınız ile ilgili sormak istedikleriniz varsa, bana buradan ulaşabilirsiniz. Ancak, sorunuzu sormadan önce lütfen bu yazıyı okuyunuz.

Sağlıkla kalın…

Doç. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

Cevap Yaz