Kalp Tümörleri

Kalp Tümörleri

Merhaba, size (karşımıza seyrek olarak çıksa da), bu yazımda kalp tümörleri ile ilgili biraz bilgi vermek istiyorum. Her ne kadar, diğer tümör türlerine göre daha az oranda karşımıza çıksalar da; artan yaşam süreleri nedeniyle gözlenme oranlarında eskiye oranla bir artış gözlenmektedir.

Kalp Tümörü Nedir?

Kalp kanseri diye birşey var mı? (bunu mayeneye gelen hastalarım, çok sormaktadır) Yanıt; maalesef EVET var. Gelin şimdi biraz derinlere, detaylara doğru inelim.

Kalp tümörü, kalbin kendi dokusu veya kapakçıklarından köken alan ve bu bölgelerden gelişerek, hızla büyüyen tümörlerdir. Kalp tümörlerinin vücudumuzda bulunan diğer tümörler gibi köken aldığı hücre veya dokuya göre farklı çeşitleri mevcuttur. Diğer tümör tiplerinde olduğu gibic kalp tümörleri; iyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign) olmak üzere iki ana gruba ayrılırlar. Benzer şekilde bir diğer sınıflama ise; kalbin tümörlerinin köken aldıkları bölgeye göre de yapılmakta olup; mesela kalbin kendi dokusundan köken alan tümörlere birincil kalp tümörü (primer kalp kanseri) adı verilirken, kalp dışı bölgelerden köken alıp, kalbe kan veya yakın komşuluk yolu ile ulaşan tümörlere de ikincil kalp tümörü (sekonder kalp kanseri) adı verilmektedir.

Kalp tümörlerinin çoğu iyi huylu, diğer bir deyişle benign dir. Ancak, iyi huylu olan çoğu tümör gibi, iyi huylu kalp tümörleri de ortaya çıktıkları bölgenin hayati önemi veya iyi huylu tümörlerin ulaştıkları boyutlara bağlı olarak, malign tümörler gibi davranabilirler. Bu nedenle, iyi huylu (benign) kalp tümörleri çoğu zaman kötü huylu (malign) olarak kabul edilirler.

Kalp Tümörleri Neden Oluşur?

Kalp tümörlerinin neden oluştukları ile ilgili tam bir fikir birliği yoktur. Çeşitli faktörlerin etkili olabileceği belirtilmektedir. Ancak, kalp tümörlü hastaların küçük bir bölümünde; aile hikayesi (öyküsü) bulunması dikkati çekmektedir. Benzer şekilde, kalp tümörleri, sendrom adı verilen durumlarda da karşımıza çıkabilmektedir. Ancak, belirttiğim gibi bu her iki durum oldukça az hastada karşımıza çıkmaktadır. Kalp tümörlerinin çoğu kendi kendine, tam olarak bilinmeyen nedenler ile ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak kalp tümörleri diğer tümör türleri gibi, aşırı ve kontrolsüz hücre büyümesinden başka bir şey değildir.

Kalp Tümörleri ve Tipleri

Kalp tümörleri, seyrek gözlenen bir durumdur. Kalp tümörlerini daha kolay anlayabilmek ve tedavi protokollerini belirleyebilmek için yapılan sınıflandırmaya göre kalp tümörleri daha öncede bahsettiğim gibi birincil (primer) ve ikincil (sekonder) olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Kalp Tümörleri

Kalp Tümörleri

Birincil (primer) Kalp Tümörleri

Gözlenme sıklığı, kalp tümörü tipine de bağlı olarak değişkenlik gösterse de yaklaşık olarak 1/1000 ile 100000 arasındadır. Birincil (primer) kalp tümörleri içerisinde karşımıza en sık çıkan kalp tümörü ise miksoma’dır.

  • Kalp Miksoması: Kalp miksoması, hemen her yaşta karşımıza çıkabilir. Kalp miksoması, kadınlarda erkeklere göre daha fazla oranda gözlenmektedir. Kalp içerisinde, septum adı verilen ve kalbin sağ ve sol bölümlerini ayıran anatomik yapının, sıklıkla sol kulakçık (sol atrium) bölgesinde yer almaktadır. Kalp miksomaları, diğer tümör tiplerinde olduğu gibi ortaya çıkış nedenleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak, yukarıda da bahsettiğim gibi hastaların küçük bir bölümünde genetik geçiş (ailesel geçiş, kalıtım) söz konusudur.
  • Diğer Birincil (primer) Kalp Tümörleri:  Kalbin kendi dokularından köken alan diğer kalp tümörü tipleri ise; papiller fibroelastom, fibrom, rabdomyom, hemanjiom, teratom, lipom, ve paragangliom dur. Bahsettiğim bu tümör tipleri iyi huylu (benign) karakterdedir. Ancak, kitle etkisi ve bulundukları bölge nedeniyle; çoğu zaman kötü huylu (malign) tümör gibi davranabilirler. Kalbin birincil kötü huylu (malign) tümörleri ise perikardiyal mezoteliyoma, lenfoma (birincil, primer) ve sarkoma dır.

İkincil (sekonder) Kalp Tümörleri

İkincil (sekonder) kalp tümörleri, kalbin birincil (primer) tümörlerine göre daha fazla oranda gözlenirler. Evet, yanlış okumadınız. Daha öncede dediğim gibi, kalbin kendi dokusundan kaynaklanan kalp tümörleri, sanıldığı kadar fazla oranda karşımıza çıkmaz.

Sekonder, veya ikincil kalp tümörleri kalbin kendi dokusundan ortaya çıkmazlar. Bunun tersine, kalbe dışarıdan (kalp harici organ veya dokulardan) daha çok, kan yolu ile veya anatomik olarak yakınlık (yakın bölgede gelişmesi) yoluyla ulaşırlar. Genellikle de bu tip tümörlerin ilk başlangıç yerleri;

  • akciğerler,
  • meme dokusu,
  • mide,
  • böbrekler,
  • karaciğer,
  • kalın barsaklar olmaktadır.

Kalp Tümörlerinin Semptomları Nelerdir? Kalp Tümörlü Bir Hasta Hangi Yakınmalar ile Gelir? Kalp Tümörü Belirtileri Kalp Kisti Belirtileri ile Karışır Mı?

Şimdiye dek ameliyatını yaptığım hastalarımın nerede ise tamamı, kalp tümörü hastası olduklarını bilmemekte idiler. Başka bir yakınma veya hastalık için yapılan ekokardiyografik (kalbin ultrasonografik incelemesi) veya çok seyrek olarak akciğer grafisi incelemesi sırasında kalp tümörüne rastlanan hastalar idi.

Kalp tümörleri içerisinde en sık karşımıza çıkan miksoma hastalarının semptom ve bulguları kalp tümörleri için oldukça tipiktir.

Kalbin sol tarafında kalp miksoması bulunan hastaların çoğu tipik yakınma ve belirtiler ile karşımıza çıkar. Bu durum kalp miksomasının özellikle, kalbin sol tarafında bulunan mitral kalp kapağını tıkaması (bloke etmesi) ile ilişkilidir. Bu durum çoğu zaman belli pozisyonlarda ortaya çıkmaktadır. Ancak, ortaya çıktığında kalp kan akımını da azalttığı için, baş dönmesi, ani tansiyon düşmesi, nefes darlığı ve bazen öksürük gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Yapılan fizik muayene sırasında, mitral kapak bölgesinde üfürüm sesi duyulması tipiktir. Genel olarak, hastalığın ilerlediği durumlarda ise; ateş, halsizlik ve benzeri enfeksiyon (veya kanser hastalığı) bulguları saptanır.

Kalp Tümörü Riskli Bir Durum Mudur?

Yukarıda da bahsettiğim gibi, kalp tümörleri bulundukları bölgenin önemine bağlı olarak risk oluşturmaktadırlar. Örneğin, kalp miksomasının en sık karşımıza çıktığı bölge olarak bilinen sol kulakçık (sol atrium) bölgesinde, mitral kapak kan akımını kısmi veya tam olarak bloke ettiğinde (başka bir deyişle, kan akımını kısmen durdurduğunda veya tam olarak durma noktasına geldiğinde) ani gelişen kalp yetmezliğine neden olur. Benzer olarak, kalp tümörünün kendisine bağlı olarak; felç, kalp ritm (ileti) bozukluğu, kalp içerisinde kan pıhtılaşması ve bunun dolaşım sistemine atması (kalp pıhtı atması) gibi durumlara da neden olur.

Kalp Tümörleri Nasıl Teşhis Edilir, Tanı Yöntemleri Nelerdir?

Yukarıda da bahsettiğim gibi kalp tümörlerinin tanısı çoğu zaman başka hastalıkların tanısının konulması sırasında yapılan testler ile konulur. Ancak, kalp tümörlerinin kesin tanısı kalp ekokardiyografisi ile konulur. Kalp ekokardiyografisi, kalbin bir nevi ultrasonografik incelemesi olup, radyasyonun yerine sadece ses dalgalarının kullanıldığı bir yöntemdir. Bu özelliği nedeniyle, kalp ekokardiyografisi özellikle hamilelik sırasında güvenle kullanılmakta olan bir yöntemdir. Kalp ekokardiyografisinin transtorasik ve transözafajial olmak üzere iki çeşidi bulunmaktadır. Her iki yönteminde, kalp tümörlerinin tanısının konulmasında yüksek tanı değeri mevcuttur.

Kalp tümörlerinin tanısının konulmasında kalp ekokardiyografisi dışında kullanılan yöntemler arasında ise; bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) taramaları bulunmaktadır. Bu yöntemler arasında bulunan bilgisayarlı tomografik incelemede röntgen ışınları (X-Ray) kullanılırken, manyetik rezonans incelemesinde ise sadece manyetik dalgalar kullanılmaktadır. Bu nedenle, bilgisayarlı tomografik inceleme gebelik (hamilelik) sırasında önerilmemektedir.

Kalp Tümörü Nasıl Tedavi Edilir? Kalp Tümörü Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Kalp tümörü ameliyatı var mı? İyi haber; evet, var. Ancak, kalp kanseri ameliyatı, kalp cerrahisinin, ekip olarak en tecrübe gerektiren ameliyatlarının başında gelmektedir.

Kalp tümörlerinin tedavisi cerrahidir. Başka bir deyişle, kalp tümörleri cerrahi olarak, tümör kalıntısı bırakmadan, tamamen çıkarılmalıdır. Kalp tümörlerinin cerrahi olarak tedavisi, açık kalp cerrahisi tekniklerini gerektirir. Bu konuda, cerrahi tecrübe sahibi olunması, kalp tümör ameliyatı sonrası yoğun bakım koşullarının yeterli olması gerekir. Bu nedenle, iyi bir merkez ve ekip kadar, konusunda uzman ve deneyimli yoğun bakım anestezistinin ekip içerisinde bulunması oldukça önemlidir.

Açık kalp cerrahisi tekniğinde; kalp – akciğer makinesi kullanılmakta olup, bu sayede kalp boşluklarının içerisi gözlenebilmekte, cerrahi işlem kansız bir ortamda yapılabilmektedir. Kalp tümörlerinin tedavisinde açık kalp cerrahisi tekniği sayesinde; kalp tümörü tam ve geniş olarak çıkarılır (rezeke edilir), çıkarılması sonrasında oluşan boşluk yama ile (genellikle hastanın kendi kalp zarı kullanılır veya sığır kalp zarı) tamamen kapatılır. Ameliyat sırasında kullanılan, frozen patoloji yöntemi ile, kalp tümörü cerrahi sınırı tam olarak belirlenir, çıkarılma işlemi bu bilgiye göre yapılır.

Kalp - Akciğer Pompası

Kalp – Akciğer Pompası

Kalp tümörünün, açık kalp cerrahisi tekniği kullanılarak kapatılması işleminden sonra hastalar genellikle 1 veya 2 gün kalp ve damar cerrahisi yoğun bakımında gözlem amacı ile tutulur. Hastanede toplam kalış süresi, hastadan hastaya değişkenlik gösterse de ortalama olarak 5 gün içerisinde hastalar hastaneden taburcu olmaktadır. Kalp miksoması nedeniyle ameliyat ettiğim hastalarımda bu süre, yaklaşık 4.5 gün’dür.

Kalp tümörlerinin, diğer tümörler gibi tekrarlayabilme özelliklerinden dolayı belli aralıklarla kalp ekokardiyografik incelemesi ile takibi gerekmektedir. Bu takiplerin, kalp ve damar cerrahı ile kardiyoloji tarafından yapılması gerekir.

Kalp Tümörü, Kalp Kisti İle Karışır Mı?

Bu sorunun yanıtını şöyle vermek isterim. Kalp ve damar cerrahisi uzmanlığını yaptığım üniversite hastanesinde, asistanlık yıllarımın başında, karşıma çıkan genç bir kadın hastamda karşılaştığım durumu hatırladım. Yanıt, evet. Kalp tümörü ile kalp kisti (kardiyak kist) karışabilen bir durumdur. Bu hastamda da, tam olarak 4/4’lük kalp tümör belirtileri mevcut idi. Yapılan, kalp ekokardiyografisi ile o zaman tam olarak tanı koyamamış ve hastayı açık kalp cerrahisi ameliyatına almıştık. O zamandan aklımda kalan, ameliyat sonrası tüm ekibin, o genç hastanın kalp tümörü çıkmaması nedeniyle ne kadar sevinçli olduğu idi.

Gerek hastalıkların genel belirtileri, gerekse de kalpte neden oldukları sorunlara bağlı olarak, kalp tümörleri ile kalp kistleri sık olarak birbiri ile karıştırılır. Günümüzde, manyetik rezonans (MR), bilgisayarlı tomografi (BT) ve ekokardiyografik (EKO) inceleme yöntemlerinin hepsinde gelinen teknolojik gelişmelere paralel olarak, eskiye oranla daha doğru (birbiri ile karıştırılmadan) teşhis konulabilmektedir.

Evet, bu yazımın da sonuna geldim. Kalp tümörleri ile ilgili olarak sormak istedikleriniz varsa, bana sorularınız için buradan ulaşabilirsiniz. Ancak, lütfen sorunuzu sormadan önce bu yazımı okuyunuz.

Sağlıkla kalın…

Doç. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

p.s.: Kapak görseli, www.freeimages.com dan alınmıştır.

Cevap Yaz