Kalp ve Damar Hastalıkları İle İlgili Bilinen 10 Yanlış

Merhaba. Kalp ve damar hastalıkları ile ilgili bildiklerinizi sınamak ister misiniz? Bildiğiniz doğruların, aslında yanlış olabileceğini söylesem size, ne düşünürsüz?

Aslında, söylediklerim size veya çevrenizde tanıdıklarınıza uzak şeyler değil. Pek çoğumuz, yakınımızda veya komşumuzda kalp hastalığı olduğunu gördük veya duyduk. Kalp hastalığı, herhangi yaştaki birisini, hatta sağlıklı beslenen birisini bile etkileyebilmektedir. Doğru bilinen yanlışlara güvenmek, özellikle kalp hastalığında oldukça tehlikeli olabilmektedir. Her yıl, kalp hastalıklarından ölenlerin sayısı, diğer hastalıklara bağlı ölümlerden çok daha fazla olmaktadır. Bu ölümlerin önüne ancak, doğru olduğunu sandığınız yanlışları bilerek geçebilirsiniz.

Şimdi hazırsanız, size, en sık karşımıza çıkan, bilinen 10 yanlıştan bahsedeceğim;

1- Kalp hastalığı konusunda endişe etmek için oldukça gencim.

Şu an nasıl yaşadığınız, ileri ki yaşamınızda kalp ve damar hastalıkları konusunda risk faktörlerinizi belirleyecektir. Adölesan veya çocukluk döneminde atardamarlarınız içerisinde plak oluşumları başlayabilmektedir. Bu durum ileride, bu damarlarda tıkanıklıkların oluşmasına neden olmaktadır. Amerika Birleşik Devlet’lerinde; her 3 kişiden birisi kalp ve damar hastalığına sahip olup, bunların hiç birisi ileri yaştaki yaşlılardan birisidir. Genç ve orta yaşlı kişilerde de kalp sorunları gözlenebilmektedir. Günümüzde, obezite ve Tip 2 Şeker hastalıkları, oldukça genç yaşlarda karşımıza çıkabilmektedir.

2- Eğer, yüksek kan basıncım (yüksek tansiyon) olsa idi, erken uyarı işaretleri sayesinde bunu bilirdim.

Yüksek kan basıncı (yüksek tansiyon, hipertansiyon) durumunun diğer adı; sessiz katildir. Çünkü, kan basıncı yüksekliğini çoğu zaman fark edemeyiz, semptomları hissetmeyiz. Bu nedenle, vücudunuz da herhangi bir belirti olana dek beklemeyin. Yüksek kan basıncınızın olup olmadığını anlamanın en kolay yolu, kan basıncınızı ölçmektir. Yüksek kan basıncının erken tedavisi oldukça önemlidir. Eğer yüksek kan basıncı erken dönemde tedavi edilmezse, kalp krizi, felç, böbrek hasarı ve diğer ciddi sağlık sorunlarına neden olur.

3- Kalp krizi geçirdiğimde, bunu göğüs ağrımın olmasından dolayı bilirim.

Bu durum her zaman geçerli değildir. Kalp krizi için; göğüs ağrısı veya sıkışma hissinin olması genellikle doğal ise de; bu durum çoğu zaman hiçbir belirti vermeden de gözlenebilir. Kalp krizi sırasında; nefes darlığı, bulantı, baş dönmesi ve/veya bir veya iki kolda birden, çeneye boyuna veya sırta başvuran ağrı gözlenmektedir.

4- Doktor tarafından önerilen ilaçlarımı aldığım sürece, şeker hastalığı kalbime zarar vermez.

Şeker hastalığının, tedavi edilmesi kalp ve damar hastalıklarının gelişimi açısından riskleri azaltmakta veya gelişim riskini geçiktirmektedir. Kan şeker düzeyleri, kontrol altında bile olsa; kalp hastalığı ve felç açısından yüksek risk altındasınız. Bunun en büyük nedeni; şeker hastalığının risk faktörleri; kalp ve damar hastalıkları gelişimi üzerinde de etkilidirler. Bu risk faktörleri arasında; yüksek kan basıncı, şişmanlık, hareketsizlik ve sigara içme bulunmaktadır.

5- Kalp ve damar hastalıkları, ailemde bulunan hemen herkesi etkiledi, benim bu durumu önlemek adına yapabileceğim fazla bir şey yok.

Aile bireylerinde kalp hastalığının gözlenmesi, sizinde kalp hastalığı gelişimi açısından yüksek risk altında olduğunuzu gösterir. Ancak, riskinizi azaltmak için halen yapabilecekleriniz mevcuttur. Kalbinizin daha sağlıklı olabilmesi adına, bir aksiyon planı yapabilirsiniz. Bu plan içerisinde; daha aktif olmak, kolesterol değerlerinizi kontrol altında tutmak, daha sağlıklı beslenmeli, kan basıncını kontrol altında tutmalı, kilo açısından sağlıklı sınırlar içerisinde olmalı, kan şeker değerlerini kontrol altında tutmalı ve son olarak sigara içimini durdurmalıyız.Kalp ve Damar Hastalıkları ve Bilinen Yanlışlar

6- Orta yaş dönemine dek, kolesterol testi yaptırmama gerek yoktur.

Amerikan Kalp Birliği; 20 yaşından itibaren; her 5 yılda bir kolesterol seviyenizin kontrol edilmesini önermektedir. Eğer, ailenizde herhangi birisinde kalp hastalığı hikayesi mevcutsa; bu teste daha erken başlamak iyi bir fikirdir. Bu ailelerin çocuklarında, kolesterol değerlerinde yükselme gözlenip, bu durum yetişkinler kadar bu çocuklarda kalp hastalığı gelişim riskini arttırmaktadır. Bu durumu önlemek adına, daha sağlıklı beslenmeye veya düzenli egzersize başlayabilirsiniz.

7- Kalp yetmezliği, kalbinizin durması demektir.

Kalp, kalp durması sırasında durur, kalp yetmezliği sırasında değil. Kalp yetmezliğ durumunda; kalp hala çalışmaktadır, ancak olması gerektiği gibi kanı pompalayamaz. Nefes darlığı, bacaklarda şişme, sürekli öksürmek ve wheezing’e neden olur. Kalp durması sırasında; bilinç kaybı yaşanır ve normal olarak nefes alma durur.

8- Bacaklarımdaki ağrı, yaşlanma belirtisi olup, kalbimle doğrudan bir ilişkisi yoktur.

Kaslarda hissedilen bacak ağrısı; periferik arter hastalığının bir belirtisi olabilir. Periferik arter hastalığı; plak gelişimi tarafından oluşturulan tıkanmış atardamarlara bağlı olarak ortaya çıkar. Periferik arter hastalığı durumunda; kalp krizi ve felç gelişim riski oldukça yüksektir.

Kalp hastalığı ile yakın bağlantısı olan periferik damar hastalığı hakkında detaylı bilgi almak isterseniz; bu yazım (periferik arter hastalığı risk faktörleri) tam size göre. Mutlaka okuyun.

9- Kalp hızım çok fazla, kalp krizi geçiriyor olmalıyım?

Kalp atım hızınızda ortaya çıkan bazı varyasyonlar normaldir. Kalp atımınız, egzersiz sırasında veya uyarıldığımızda artarken; uyuduğumuzda azalır. Çoğu zaman kalp atım hızında ortaya çıkan değişiklikler önemsenecek birşey değildir. Ancak, bazen düzensiz kalp atımı durumunun bir belirteni olabilmektedir. Çoğu düzensiz kalp atımları; zararsız iken, bazıları sağlıklı çalışan kalbin çalışma düzenini olumsuz etkileyip, tedavi gerektirir.

10- Kalp krizi sonrasında, egzersiz yapmam doğru değildir.

Bu sorunun yanıtı, HAYIR’dır. Olabildiğince erken bir dönemde harekete başlamalısınız. Araştırmalar; düzenli olarak fiziksel aktivitede bulunan kalp krizinden etkilenmeyen kişilerin, bunları yapmayanlara oranla daha uzun yaşadıklarını ortaya koymuştur. Amerikan Kalp Birliği; haftada en azından 120 – 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapılmasını önermektedir.

Eğer, sizin de kalp ve damar hastalıkları ile ilgili olarak veya başka konularda sormak istedikleriniz varsa buradan ulaşabilirsiniz. Ancak, sorunuzu sormadan önce lütfen bu yazıyı okuyunuz.

Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

p.s.: Kapak resmi; www.freeimages.com adresinden alınmıştır.

Cevap Yaz