Klasik Varis Ameliyatı

Klasik Varis Ameliyatı

Varis hastalığı, antik dönemlerde de gözlenen bir durum. Tıp biliminin ataları olarak bilinen Hipokrat ve Galen’in o dönemlerde tanımladığı yöntemler ve yaklaşımlar, günümüzde modern tedavi için uyguladığımız yöntemlerin temelini oluşturuyor. O günlerden, bu günlere gelirken kullandığımız yöntemlerin, daha iyisi, daha az zararlısı çıktıkça hastalarımız için, avantajlı olan bu yöntemleri uyguladık ve benimsedik. Klasik varis ameliyatı, varisleriniz için çözüm mü? Bu sorunun yanıtı ile ilgili görüşlerim bu yazıda… Keyifli okumalar.

1- Stripping (klasik varis ameliyatı) nedir?

Basit bir ifade ile klasik varis ameliyatı (Stripping); hastalıklı olan yüzeysel venin (toplardamar) (Vena Safena Magna veya Vena Safena Parva, bazen de Aksesuar Safen Ven), bağlandıktan sonra, kesilerek çıkarılması işlemidir. Bu yöntem sırasında belli bölgelerde (mesela kasık, diz, ayak bileği veya ara bölümlerde) ufak kesilere gereksinim duyulur. Ancak, kasık bölgesinde daha büyük bir cilt kesisine gereksinim duyulur. Bu bölgede, yüzeysel toplardamarın (venin) yan dalları, ayrı, ayrı bulunur, bağlanır ve kesilir. Bundan sonra ise, ana yüzeysel damar (çoğunlukla Vena Safena Magna – Büyük Safen Veni/toplardamarı) kesilerek çıkarılır. Diğer kesiler ise, diz bölgesi veya ayak bileği seviyelerinde yapılır. Bu bölgelere yapılan kesiler, kasık bölgesinde yapılana göre daha ufak olmktadır. Klasik varis ameliyatı (Stripping), günümüzde uygulanan minimal invaziv, endovenöz ablasyon (toplardamar kapama) işlemlerine oranla daha ağrılı bir yöntemdir. Ayrıca bu yöntem sonrasında, morarma veya kanama minimal invaziv endovenöz yöntemlere göre daha fazla oranda gözlenmektedir. İşleme bağlı olan bu durumlar nedeniyle de, klasik varis ameliyatı (Stripping) sonrası toplarlanma süreci de, minimal invaziv endovenöz yöntemlere oranla daha uzun olmaktadır. Hastaların, ortalama toparlanma süresi; 4 – 5 gün civarında olmaktadır.

Endovenöz tedavi yöntemleri ile ilgili yazımı da okumanızı tavsiye ederim.

2- Klasik varis ameliyatı sonrası tekrarlama daha yüksek oranda karşımıza çıkar

Klasik varis ameliyatı (Stripping) sırasında, hastalıklı yüzeysel toplardamar (genellikle Vena Safena Magna / Büyük Safen Veni veya Vena Safena Parva / Küçük Safen Veni) dalları, ayrı, ayrı bulunarak bağlanır ve kesilir. Ancak, çoğu zaman tüm yan dalların bulunma imkanı olmamaktadır. Buna bağlı olarak, yapılmış bir çalışmanın verilerine göre, klasik varis ameliyatı (Stripping) sonrası erken dönemde (ilk 1 yıl içerisinde) ameliyat olmuş hastaların %20’sinde (her 5 hastadan birisinde), aynı damarda varis tekrarlamaktadır. İlginç olarak, bu çalışmada tekrarlayan damarların tamamı, özellikle stripping yapılan damar boyunca ortaya çıkmış.

3- Klasik varis ameliyatı (Stripping) yerine, varis için nasıl bir tedavi önerilmektedir?

klasik varis ameliyatı

Tıbbi yapıştırıcılar, günümüzde klasik varis ameliyatı alternatifi olarak son yıllarda artan oranda kullanılmaktadır.

Klasik varis ameliyatı (Stripping) sonrasında, erken ve geç dönemlerde ortaya çıkan yüksek tekrarlama (nüks) oranları nedeniyle, farklı tedavi yöntem ve tekniklerinin gelişmesi kaçınılmaz olmuştur. Geçen yıllar süresince, çeşitli teknikler kullanılmış ve halen de geliştirilmektedir. Ancak, varis için günümüzde klavuzlara da (NICE klavuzu) giren tedavi yöntemlerinin en başında; minimal invaziv endovenöz cerrahi teknikler yer almaktadır. Endovenöz radyofrekans ablasyonu, lazer ve son yıllarda artan oranda ilgi odağı olan Süper Yapıştırıcı (Varis Tıbbi Yapıştırıcısı, VenaSeal Zamk Tedavisi) bunlardan sadece birkaçıdır.

Endovenöz cerrahiler içerisinde yüksek oranda kullanılan radyofrekans ve lazer tedavilerinde, ısı sayesinde toplardamar iç duvarı (endoteli) harap olmakta, kollajen adı verilen proteinin yapısı değişerek, toplardamarın kapanmasına neden olmaktadır.

Süper Yapıştırıcı, diğer adıyla Tıbbi Yapıştırıcı – VenaSeal, ise radyofrekans veya lazer yöntemlerinden farklı olarak etki etmekte, adeta toplardamar iç duvarlarının birbirine yapışmasını sağlamaktadır. Toplardamara yapılan kısa süreli baskı sonrasında ise, varisli toplardamar ve dalları tamamen kapanmaktadır.

4- Varis teşhisinde nasıl bir yol izlenir?

Varis hastalığının tekrarlamasının altında yatan nedenlerin içerisinde en önemlisi, teşhis sırasında yapılan hatalardır. Bu hatalara bağlı olarak, yanlış uygulanan girişime bağlı olarak varis kısa zamanda tekrarlamaktadır. Bu durum hem hasta hem de onu tedavi eden hekim açısından zor bir durumdur.

Varis teşhis edilirken, yapılması gereken en önemli şey; hastanın öyküsünün veya hikayesinin tam olarak değerlendirilmesi ile başlar. Özellikle, kadın hastalarda vulva veya vajen bölgesinde varislerin (vulvar varisler) olup olmadığının sorgulanması oldukça önemlidir. Gerekirse, bu bölgelerdeki varislerin incelenmesi, doluş yollarının gözlenmesi gerekir. Bu sayede, pelvik venöz konjesyon (pelvik varis, pelvik venöz yetmezlik, pelvik venöz konjesyon sendromu) durumu ile ilgili değerlendirme de yapılmış olur.

Detaylı ve özenli yapılmış venöz doppler ultrasonografik (renkli doppler ultrasonografi) inceleme ile perforan (ara bağlantı) sistemin değerlendirilmesi de oldukça önemli bir ayrıntıdır. Bu sayede, yüzeysel sistemde varislerin tekrarlamasının bir başka nedeni de saptanmış olur.

Evet, klasik varis ameliyatı (Stripping) ile görüşlerimi paylaştığım yazımı burada noktalıyorum. Diğer hastalıkların tamamında olduğu gibi varisin teşhisinde de özellikle dikkat edilmesi gereken noktalar mevcuttur. Çoğu zaman, hassas olan bu noktalara dikkat edilmemesine bağlı olarak hem hasta, hem de hekim için istenmeyen sonuçları görebilmekteyiz.

Bu konu ile ilgili veya başka konular ile ilgili olarak, bana buradan kolaylıkla ulaşabilir ve yanıtını merakla beklediğiniz soruyu sorabilirsiniz. Ancak, sorunuzu sormadan önce mutlaka bu yazımı okuyunuz.

Sağlıkla kalın…

Doç. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

p.s. Yazının kapak görseli www.selimimerphotography.com adresinden alınmıştır.

Cevap Yaz