Burada, sık sorulan ve genellikle merak ettiğiniz soruların kısa yanıtlarını bulabilirsiniz. Detaylı bilgi için, yanıt içerisinde verilen bağlantıya tıklamanızı öneririm.

1- Derin Ven Trombozu (DVT) hakkında merak ettikleriniz

Derin ven trombozu tedavisinde, kök hücre uygulaması mevcut değildir. Günümüzde derin ven trombozu tedavisi;

  1. İlaç tedavisi,
    1. Kan sulandırıcı (kan inceltici) tedavi,
    2. Pıhtı eritici tedavi,
  2. Kateter ile farmako-mekanik tedavi,
  3. Cerrahi (ameliyat) tedavisi şeklindedir.

Derin Ven Trombozu belirtileri arasında derin ven trombozu‘na özel belirtiler nerede ise yoktur. Bu nedenle, derin ven trombozu diğer hastalık ve durumlar ile kolayca karışır. Derin ven trombozu ile akciğer embolisi arasında yakın bağlantı olması nedeni ile çoğu zaman bu iki hastalığın bulgu ve belirtileri de beraber olabilir.

Ancak, derin ven trombozu belirtileri arasında;

  1. Bacak ağrısı,
  2. Bacak şişmesi
  3. Bacak morarması,
  4. Bacak baldır bölgesinde hassasiyet (ağrı),
  5. Nefes darlığı (akciğer embolisi belirtisi),
  6. Nefes alıp – verirken batma (akciğer embolisi belirtisi)
  7. Tansiyon düşüklüğü (akciğer embolisi belirtisi),
  8. Nabız hızında artış (taşikardi) (akciğer embolisi belirtisi),
  9. Öksürük (kuru veya kanlı) (akciğer embolisi belirtisi) bulunmaktadır.

Derin ven trombozu ameliyatı nedir sorusunun yanıtı; akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Akut derin ven trombozu: Burada, toplardamar içerisinde bulunan kan pıhtısının ortadan kaldırılması (daha küçük parçalara bölünmesi, pıhtının aspire edilmesi veya emilmesi)

2- Kronik derin ven trombozu: Burada ise, toplardamar içerisinde uzun zamanda sertleşmiş ve kan akımını tam veya tama yakın tıkayan daralma ve/veya yapışıklıkların (sineşi) ortadan kaldırılması

Günümüzde, tüm bu işlemler minimal invaziv yöntemler ile (ameliyatsız teknik) yapılabilmektedir.

Derin ven trombozu komplikasyonları;

1- Akciğer embolisi (pulmoner emboli): Yaklaşık 10 derin ven trombozlu hastanın, birisinde karşımıza çıkan bu sorunda; bacak toplardamarı içerisinde bulunan kan pıhtısının, dolaşım yolu ile akciğerlere ulaşması nedendir. Tanısını her zaman koymak, mümkün olamamaktadır. Ancak; öksürük (kanlı), nefes darlığı, hızlı soluk alıp – verme, göğüs ağrısı (batıcı – bıçak saplanır tarzda), kalp hızında artış, solukluk, terleme bulgu ve belirtiler arasında yer alır.

2- Postttrombotik sendrom: Toplardamar içerisinde bulunan ince yapılı kapakçıkların kan pıhtısına bağlı olarak açılıp – kapanmalarının bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Bunun sonucunda, bacaklardan yukarı kalbe doğru olan normal kan akımı bozulur. Kan, yerçekiminin etkisi ile ayak bileklerine doğru kaçar. Bacak ağrısı, bacakta şişme, ayak bileklerinde renk değişimi (kahverengi), variköz damarların ortaya çıkması ve varis yarası sıklıkla karşımıza çıkar.

Akut derin ven trombozu, tedavisi için ilk 24 – 48 saat önemlidir. Ancak, günümüzde uygulanan endovasküler tedavi yöntemleri sayesinde ilk 3 – 4 haftaya kadar akut derin ven trombozlarına girişim şansımız bulunmaktadır.

Posttrombotik sendrom (PTS) gelişen kronik derin ven trombozlu hastalarda ise, endovasküler tedavi yöntemlerinin uygulanmasında zaman açısından bir sınırlama yoktur.

Günümüzde, derin ven trombozu tedavisinde kullanılan kan sulandırıcı (antikoagülan) ilaçların gelişimine bağlı olarak akut derin ven trombozu tedavisi ayaktan, evde yapılabilmektedir. Bu tedavi için hastaların yüksek risk grubunda olmamaları gerekmektedir. Akut derin ven trombozu tedavisi için sıklıkla kullanılan düşük molekül ağırlıklı ilaçları takiben, yeni nesil kan sulandırıcı ilaçlar ile devam edilmektedir. Akut derin ven trombozu tedavisinde kan sulandırıcı ilaçların yanında varis çorabı (kompresyon çorabı) mutlaka verilmelidir.

Derin ven trombozu tedavisinde damar veya kateter (plastik borucuk) yolu ile verilen pıhtı eritici ilaçların, ayaktan veya evde yatan hastalara verilmesi doğru değildir. Bu hastaların, hastanede yatarak tedavi edilmeleri gerekmektedir. Bu tedaviler ile ilgili bu yazımı okumanızı öneririm.

Uçak yolculuğu, Derin Ven Trombozu açısından riskli olabilmektedir. Özellikle, dar koltuk mesafeleri, yolculuk sırasında az hareket etmek, alkol tüketimi ve susuz kalma derin ven trombozu gelişimini tetikleyen faktörler arasında yer almaktadır. Nedenler göz önüne alındığında, 2 saatten uzun süren uçak yolculuklarında dikkat edilmesi gereken kuralları özetlediğim yazıma, buradan ulaşabilirsiniz.

Yüksek riskli hastalarda derin ven trombozu gelişimi ölümcül olabilmektedir. Özellikle, ileri yaşlarda yapılan pelvis veya kalça/uzun kemik ameliyatları sonrası derin ven trombozunu önlemek açısından proflaksi yapılması önerilmektedir. Bu nedenle günümüzde, risk grubunda bulunan hastalara, düşük molekül ağırlıklı heparin verilmektedir.

Derin Ven Trombozu, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Bu nedenleri göz önüne alarak önleyici bir tablo oluşturmak mümkün olmaktadır. Derin ven trombozu nedenlerinin başında gelen hareketsizliğin azaltılması veya önlenmesi bu konuda bilinçlenmek ilk adım olarak değerlendirilir. Bu konu ile ilgili olarak bu yazımı okumanızı öneririm.

Derin Ven Trombozu, derin toplardamar içerisinde ortaya çıkan kan pıhtılaşması sonucunda oluşur. Genellikle, bacak toplardamarları içerisinde olduğunda dolaşım sistemi için ciddi bir tehlike oluşturmaz. Ancak, bacaklarda ortaya çıkan ve uygun şekilde tedavi edilmediğinde kasık (iliyak) ve karın içi toplardamarlarına (Vena Kava İnferior) ulaşan kan pıhtılaşması, bir süre sonra kalbin önce sağ (akciğer, pulmoner emboli)  ve daha sonra da sol dolaşımını doğrudan etkiler (hipotansiyon, şok ve ölüm).

Bu nedenle, derin ven trombozu teşhisi konulur konulmaz; hızla etkili ve doğru tedavi yapılmalıdır. Bu konuda, tecrübeli merkez veya kurumlar tarafından bu tedavilerin yapılmasını öneriyorum.

Derin Ven Trombozu, teşhisi bazen zor konulan bir hastalıktır. Bacak ağrısı yapan nedenler göz önüne alındığında birbiri ile kolaylıkla karışır. Ancak, derin ven trombozunu yakalamanın en kolay ve geçerli yolu; renkli doppler ultrasonografi (venöz doppler ultrasonografi) incelemesidir. Venöz doppler ultrasonografi incelemesi ile teşhisin konulamadığı durumlarda ise; bilgisayarlı tomografi venografisi (BT venografi), manyetik rezonans venografisi (MR venografi) ve konvansiyonel venografi incelemesine gereksinim duyulur.

Derin Ven Trombozu, en sık bacakta karşımıza çıkmaktadır. Kasık – diz ve diz – ayak bileği bölgelerine yerleşen derin ven trombozunun ilk belirtisi çoğu zaman bacakta ağrıdır. Bacak ağrısına neden olan farklı hastalık ve durumlardan dolayı; derin ven trombozu teşhisinin konulabilmesi bazen oldukça zor olabilmektedir. Ancak derin ven trombozu olan bir hastanın neler hissedebileceğini size açıklayabilirsem, biraz olsun faydam olur diye düşünüyorum.

Derin ven trombozu olan hasta; DVT oluşmadan önce o bacağında bir huzursuzluk hisseder. Bu huzursuzluk, ağrı veya rahatsızlık hissi olarak tanımlanır. Rahatsızlık hissini takiben de, gerçek baldır ağrısı gelişir. Bacak baldır ağrısı, bıçak saplanır tarzda olup, ayak bileği hareketleri ile artan veya azalan tarzdadır. Buna bağlı olarak hastaların çoğu yürümekte, ayakta durmakta oldukça zorlanırlar. Zaten, ilk muayenede hekim tarafından ayak bileği hareketi zorlu olarak yaptırıldığında ağrı dayanılmaz olur.

Bacak baldır ağrısına ek olarak, bacakta özellikle diz altı bölgede şişme ortaya çıkar. Bu şişme, çoğu zaman sabah daha az olup, gün içerisinde toplardamar tıkanıklığının yeri ve derecesine bağlı olarak öğlen, öğleden sonra ve akşam ortaya çıkabilmektedir. Bacağa bakıldığında adeta soba borusu gibi görünür. Baldır bölgesi kaslarının, o yumuşak tonusu (gerginliği) ortadan kalkmıştır. Baldır bölgesi adeta hiç oynamaz. Oynarsa da, hasta müthiş ağrı hisseder.

Morarma ve şişme çoğu zaman biraz daha geç dönemde karşımıza çıkar. Genellikle de çıktığında kötü prognoz (kötü gidişat) belirtisidir.

Bu konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için, bu yazımı okumanızı öneririm.

 

Derin Ven Trombozu tedavisinin temelini kan sulandırıcı ilaçlar (antikoagülan) oluşturmaktadır. Erken dönemde başarılı şekilde uygulanan kan sulandırıcı ilaçlar ile posttrombotik sendrom (PTS) gelişim oranları oldukça azalmaktadır. Derin Ven Trombozu belirti ve bulgularının ortaya çıktığı ilk 24 saat içerisinde damardan verilen kan sulandırıcı ilaç olan Heparin (klasik veya düşük molekül ağırlıklı) verilmesi oldukça önemlidir. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da; kan sulandırıcı ilaç tedavisine rağmen klinik düzelmenin olmadığı hastalarda minimal invaziv bir yöntem olan kateter yardımıyla trombolitik (pıhtı eritici) tedavinin başlanmasının gerekliliğidir. Bu konu ile ilgili, biraz daha detaylı bilgi için bu yazımı okumanızı öneririm.

Derin toplardamar tıkanıklığı olarak adlandırılan Derin Ven Trombozu (DVT) teşhisi karıştığı diğer hastalıklar nedeniyle çoğu zaman güçlükle konur. Ancak, bacak baldır bölgesinde gelişen Derin Ven Trombozu teşhisi, hastanın hikayesi ve fizik muayene bulguları ile akla gelmelidir. DVT’li hastaların çoğunda bacakta baldır bölgesinde aniden ortaya çıkan (bıçak saplanır tarzda) ağrı, baldır bölgesinde hassasiyet, diz altında – ayak bileğinde şişme mevcuttur. Takip eden süre içerisinde, bacakta morarma ve renk değişikliği tabloya eklenir. Derin Ven Trombozu teşhisinde renkli doppler ultrasonografi (venöz doppler ultrasonografi) oldukça faydalı bir yöntemdir. Radyasyon içermemesi, hızlı ve pratik olması nedeniyle DVT şüphesi olan hastalarda ilk yapılan tetkiktir. Bu konu ile ilgili daha detaylı bilgi almak için, lütfen bu yazımı okuyunuz.

Derin Ven Trombozu, toplardamar içerisinde kan pıhtılaşması ile ortaya çıkan bir durumdur. DVT oluşumu açısından Virchow Üçlemesi adı verilen 3 faktör oldukça etkili olmaktadır. Bunlar; 1- Damar duvarında hasar, 2- Kan akımında yavaşlama ve 3- Pıhtılaşmaya olan eğilimin artması.

Bu 3 faktörün her birisi aslında, farklı nedenleri içermektedir. Bu nedenle, DVT’nin oluşumunda farklı nedenlerin bir arada olduğu bir durum da diyebiliriz. Daha detaylı bilgi almak için size önerim bu yazımı okumanız.

Derin Ven Trombozu tedavisinde, güncel tedavi yöntemi kan sulandırıcı ilaçlar ile beraber trombus (pıhtı) yükünün azaltılmasının en kısa zamanda sağlanmasını içermektedir. Bu nedenle, Derin Ven Trombozu şüphesi olan veya tanısı konulmuş hastaların en kısa zamanda, Derin Ven Trombozu tedavisi konusunda uzman olan hekim veya merkezlere müracaat etmeleri gerekmektedir. Derin Ven Trombozu ve ideal tedavisi ile ilgili bilgi almak için, lütfen bu yazıyı okuyunuz.

Derin Ven Trombozu, erken tanısı konulduğunda günümüzde başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir. Yakın zamana kadar, derin ven trombozunun tedavisinin sadece ilaç ve kompresyon çorapları (varis çorabı) olduğu kabul edilmekte idi. Ancak, bu genel görüş değişmiştir. Son yıllarda, teknolojik gelişmelere paralel olarak sadece akut derin ven trombozu değil, aynı zamanda da kronik derin ven trombozu tedavisinde de başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Derin Ven Trombozu ile ilgili daha detaylı bilgi almak için bu yazıları okumanızı tavsiye ederim.

2- Varis hakkında merak ettikleriniz

Varis ve venöz yetmezlik toplardamar içerisinde bulunan kapakçıkların yetersizliği sonucunda ortaya çıkar.  Buna bağlı olarak, ayakta veya yatarken toplardamar içerisinde bulunan kan dolaşımı yerçekiminin de etkisiyle aşağıya, ayak tabanına doğru geri kaçar. Bunun sonucunda da önce ayak bileği – diz çevresinde yüzeysel toplardamarlarda belirginleşme olur.

Varis tedavisinde, şifalı bitkiler var mı? Bu sorunun yanıtını yukarıda açıklamalarm doğrultusunda verecek olursam; varis tedavisinde şifalı bitkiler mevcut değildir. Ancak, varis ve venöz yetmezliğin yakınmalarını azaltan bitkisel kökenli farklı ürünler mevcuttur. Bu ürünler; özellikle gün sonunda artan ödem, kasılma ve krampların hafifletilmesinde etkili olmaktadırlar. Venöz yetmezlik veya varis tedavisi için ilk tercih olarak kullanılmaları veya önerilmeleri doğru değildir. Bu konu ile ilgili olarak, bu yazımı okumanızı öneririm.

Varis tedavisinde, son yıllarda artan ilgi odağı haline gelen minimal invaziv endovenöz tedavi yöntemleri içerisinde tıbbi varis yapıştırıcısı (VenaSeal, zamk tedavisi) güvenle uygulanmaktadır. Yöntem, Amerikan Gıda ve Sağlık Derneği (FDA) tarafından onaylanmıştır. Tıbbi yapıştırıcı, metilmetakrilat yapısındadır.

Uygulama, uyutmadan (genel anestezi) tamamen lokal anestezi altında yapılmaktadır. Hasta, yaklaşık 6 saat gözlem sonrasında aynı gün taburcu edilmektedir. Daha detaylı bilgi almak için bu yazımı okuyunuz.

 

Venöz yetmezlik veya varis; toplardamar içerisinde bulunan kapakçıkların fonksiyonlarını tam olarak yapamamaları sonucunda ortaya çıkan klinik bir durumdur. Genetik nedenin üst sıralarda yer aldığı farklı nedenlerin bir arada olduğu varis tedavisinde günümüzde minimal invaziv yöntemler yüksek başarı oranları ile uygulanmaktadır. Bu yöntemler arasında, endovenöz lazer, endovenöz radyofrekans ve son yıllarda gündemde yerini alan endovenöz tıbbi yapıştırıcı (zamk tedavisi) bulunmaktadır. Minimal invaziv bu yöntemlerin tamamı, günübirlik işlemler olup hasta – işlem uyumuna bakılarak lokal anestezi altında yapılabilmektedir. Bu konu ile ilgili daha detaylı bilgi için bu yazımı okumanızı öneririm.

Önceden varisi olan kadınlarda varis, genellikle ilk doğumda daha hafif gözlenirken, ikinci doğum sonrası dönemde çok daha belirgin hal almaktadır. Genital veya vulvar varis olarak adlandırılan bu durum için, gebelik döneminde destekleyici tedavi dışında bir seçenek yoktur. Bu konu ile ilgili olarak, daha detaylı bilgi için bu yazımı okumanızı öneririm.

Varisin genetik bir hastalık olması, ileride de sizin %100 varis olacağınız anlamına gelmez. Evet, varis hastalığında kalıtımsal (genetik) faktörler oldukça etkili de olsa, yaşantınızda biraz dikkatli davranırsanız varis sizin için bir kader olmaktan çıkar. Varis ile ilgili bilinen diğer yanlışlar konusunda bilgi sahibi olmak için, bu yazımı okuyunuz.

Venöz yetmezlik ve varis tedavisinin temelini oluşturan varis çorapları, günümüzde özellikle profesyonel koşucular tarafından da kullanılmaya başladı. Baldır – kas pompasının aktif olarak çalışmasını sağlayan ve laktik asit oluşumunu doğrudan azaltan sporcular için özel olarak tasarlanmış varis çorapları ile ilgili olarak bu yazımı okuyabilirsiniz.

Yüzde ortaya çıkan kılcal damarlar, özellikle açık tenli kişilerde ciddi sorun olabiliyor. Yüzde yerleşmiş olan kılcal damarların nedenleri oldukça farklıdır. Bu nedenle, bu hastalar cildiye (dermatoloji) ile ortak olarak değerlendirilmektedir. Daha sonra, uygun hastalarda; radyofrekans ile kılcal damar tedavisi planlanmaktadır. Bu konu ile ilgili detaylı bilgi için; bu yazıyı okumanızı öneririm.

Gebelikte varis, oldukça sık karşılaştığım bir durum. Tedavi seçeneklerinin gebelik döneminde kısıtlı olmasına rağmen; konforlu bir süreç geçirmek mümkün. Ayrıntılı bilgi için gebelikte varis başlıklı yazımı okumanızı öneririm.

Varis veya venöz yetmezlik; toplardamar içerisinde bulunan kapakçıkların yetersizliği sonucunda oluşur. Günümüzde, tedavi amaçlı uygulanan minimal invaziv farklı tedavi yöntemleri mevcuttur. Ancak, venöz yetmezlik veya varis tedavisinde bitkisel ilaçların (veya destek ürünlerin) hastalığı doğrudan tedavi edici etkileri bulunmamaktadır. Bitkisel ürünler; venöz yetmezlik veya varise bağlı olarak ortaya çıkan yakınmaların hafifletilmesinde, daha konforlu bir yaşantı sürmemizi sağlarlar. Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi almak için, lütfen bu yazımı okuyunuz.

Venöz yetmezlik ve varise bağlı şikayetlerin azaltılması amacı ile bitkisel destek ürünleri kullanımı artan ilgi odağı haline gelmiştir. Uzak doğu toplumlarında eskiden beri farklı hastalıkların tedavisi için kullanılan Gotu Kola; son yıllarda toplardamar hastalıklarına bağlı yakınmalarda da kullanılmaktadır. Özellikle, bacaklarda ortaya çıkan ödem ve gece kramplarının azaltılmasında etkili olan Gotu Kola ile ilgili daha fazla bilgi almak istiyorsanız, size bu yazımı okumanızı öneririm.

Evet, varis ile menopoz arasında yakın bir bağlantı var. Kadınlarda, sıklıkla menopoz başlangıcı dönemde yüksek olan östrojen ve progesteron (kadın hormonları) seviyeleri nedeniyle; toplardamar özellikle de venöz yetmezlik ve varis ile ilgili yakınmalar çok daha belirgin olmaktadır. Menopoz, sonrası dönemde yakınmalar azalsa da; menopoz dönemi daha önceden venöz yetmezliği veya varisi olan hastalar için oldukça sıkıntılı geçmektedir. Menopoz ve varis ile ilgili, kısa bilgilendirme yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Erkekte varis olur. Varis, toplardamar içerisinde bulunan kapakçıkların (ve son yıllarda toplardamar duvar bozukluğu da eklendi) yetersizliği ile karakterize bir durumdur. Her iki yetişkinden birisinde (%50), venöz yetmezlik ve varis gözlenmektedir. Bu oran, özellikle endüstrileşmiş toplumlarda biraz daha yüksektir. Erkeklerde varis ile ilgili olan yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Kılcal damarlar, diğer adıyla örümceksi damarlar, özellikle bahar ve yaz aylarının başladığı dönemlerde kadın hastalarımın sık olarak yakındıkları bir durumdur. Kılcal damarların tedavisinde boyut ve yerleşim yerlerine bağlı olarak uygulanan yöntemler; 1- Skleroterapi (iğne tedavisi), 2- Ultrasonografi eşliğinde köpük skleroterapisi, 3- Transkütan radyofrekans, 4- Transkütan lazer (Nd-YAG). Bu yöntemlerin uygulanması ile ilgili olarak bana buradan ulaşabilirsiniz. Kılcal damarlar ile ilgili olarak, size bu yazıyı okumanızı öneririm.

Varis, bir toplardamar hastalığıdır. Aslında, toplardamar yetersizliğinin (venöz yetmezlik) ilerlemiş halidir. Basit şekli ile, toplardamar içerisinde bulunan kapakçıkların görevlerini tam olarak yapamamaları sonucunda gelişir. Varis ile ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz; bu yazımı okumanızı öneririm.

3- Akciğer embolisi hakkında merak ettikleriniz

Akciğer embolisi hastası, en sık olarak; ani başlayan nefes darlığı, öksürük ve nefes alıp – vermek ile değişkenlik gösteren göğüs ağrısı (plöritik tipte) hisseder. Ancak, akciğer kan dolaşımını etkileyen kan pıhtısının boyut ve yerine bağlı olarak bazı hastalar da belirgin bir belirti gözlenemeyebilir.

Akciğer embolisi, ciddi bir durumdur. Akciğer kan dolaşımını tıkayan kan pıhtısının boyutuna ve yerine bağlı olarak kalp ve solunum yetmezliğine neden olur. Bu durum, eğer tedavi edilmezse, çok kısa süre içerisinde yaşamı riske eder. Bu nedenle, akciğer embolisi teşhisi konulur konulmaz hızlı ve etkin tedavi uygulanmalıdır. Akciğer embolisi tedavisi, bu konuda tecrübeli merkez ve hekimler tarafından tedavi edilmelidir.