Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu Nedir?

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu Nedir?

Merhaba. Gündemde olan bir konu ile yine buradayım. Konumuz; “Pelvik Venöz Konjesyon”. Konu, aslında son zamanlarda bir ilgi odağı halini alıyor. Bunun altında, farklı nedenler var. Ancak, ben size Pelvik Venöz Konjesyon Sendromunedir, tedavisinde mevcut olan güncel tedavi yöntemleri içerisinde yer alan endovasküler girişim ile ilgili bilgi vermek istiyorum. Bu arada, Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu, Taylor Sendromu olarak da bilinir.

Pelvik Konjesyon Sendromu ile ilgili neden mi yazmak istedim? Gelin nedenlerini hep birlikte bulalım.

Pelvik Bölge Neresidir?

Pelvis veya pelvik bölge, kadınlarda cinsel organların büyük çoğunu içine alan leğen kemiği ile çevrelenmiş bölgedir. Pelvik bölge olarak bilinen bu anatomik lokasyon içerisinde, vajen, rahim ve yumurtalıklar yer alır.

Pelvik Konjesyon Sendromu Neden Önemli?

Konjesyon; herhangi bir sıvının bir yerde birikmesi, göllenmesi anlamına gelir. Pelvik konjesyon dediğimiz zaman, özellikle rahim çevresi damarlarda genişleme sonucunda kanın göllenmesi durumunu ifade ederiz.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu, kadınlarda karşımıza çıkan bir durumdur. Rahim çevresinde yer alan toplardamarların, özellikle over veni (toplardamarı) yetmezliğine bağlı olarak genişlemesi asıl sorunu oluşturur. Başka bir deyişle; rahim damarlarının genişlemesidir.

Pelvik Konjesyon Sendromu, diğer bilinen adıyla Taylor Sendromu; Contactin 3 geni (CNTN3) ile yakın ilişkilidir 

Pelvik Konjesyon, karşımıza ağrılı adet, cinsel ilişki sırasında ve sonrasında ağrı ve ileri olgularda ise dış genital bölge çevresinde variköz (genişlemiş) toplardamarlar ile çıkar. Yumurtalıklar çoğu zaman büyümüş ve çok sayıda kist içerebilmektedir. Genellikle hastaların çoğu, adet dönemlerinde, günün sonunda daha da belirginleşen pelvik ağrı nedeniyle ağrı kesici ilaç kullanmaktadırlar. Yumurtalık çevresindeki toplardamarları da içine alan bu durum çok ilerlemiş hali ile depresyon dahil psikolojik sorunlara da neden olur.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu veya Pelvik Konjesyon Sendromu Neden Olur?

LINC 2016, (Leipzig Interventional Course – http://www.leipzig-interventional-course.com) benim geçen hafta katıldığım bir kongre idi. Her anı dolu, dolu geçen bir 4 gün oldu benim için. Öğle aralarında, beraber katıldığım kardiyolog arkadaşım Doç. Dr. Ayhan Olcay ile beraber, bir o toplantı, bir diğeri dedik durduk. Yemekleri bile, ayak üstü yediğimiz sandviç ve meyvalar ile geçiştirdik. Bol, bol kahve içtik, uyanık kalmak ve herşeyi kafamıza yerleştirmek için.

Neyse, lafı çok uzatmadan benim için yoğun geçen bilgi transferi ve bunları sizler ile paylaşma konusuna odaklanalım. Dediğim gibi, yoğun ve dolu olan program sayesinde sizlere iletmek istediklerim çok fazla. Sıra ile hepsinden, kısa olarak bahsetmek istiyorum. İşte bu yazı dizisinin ilk konusu, Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu ve Tedavisi

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu, sanılanın aksine oldukça sık gözlenen bir durum

Size, bahsetmek istediklerim arasında, ilk sıralarda yer almasının en önemli nedeni; pratik olarak bu hastalar ile son yıllarda daha belirgin oranda karşılaşmaya başlamamdır. Bu artışın, nedeni bence biz kalp ve damar cerrahlarının konu ile ilgili daha fazla bilgi ve tecrübe sahibi olmaya başlamamız ve diğer sebebi ise; hastaların Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu ile ilgili farkındalık durumlarında olan olumlu değişimdir. Bu değişimin, en önemli nedeni bence Internet oldu. Internet sayesinde, artık bilgiye ulaşmanın saniyeler civarında olması, bilgi kaynaklarının internet arama motorları tarafından doğru ve etkili bir biçimde filtre edilmesi hep olumlu yönde ortaya çıkan değişikliklerin temel nedenlerinden sadece birkaçı.

 

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu Tedavisi Artık Endovasküler Tedavi Yöntemleri ile Başarılı Şekilde Tedavi Ediliyor

Pelvik Konjesyon Sendromu tedavisinde, dünya tarafından bir konunun uzmanı olarak kabul edilen Profesör Dr. Mark Whiteley tarafından sunulan “Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu’nun Endovasküler Tedavi Yöntemi” konuşmasını baştan sona ilgi ile izledim. Katılım o kadar fazla idi ki, belki de LINC 2016’ının en yüksek katılımlı sunumlarından birisi idi. Bu konunun bu denli ilgi görmesi ve bu tedavi yönteminin özellikle bir damar cerrahisi uzmanı tarafından yapılması, bu yöntem ile ilgilenen birisi olarak benim çok hoşuma gitti.

 

Şimdi, bu sunumdan elde ettiğim bazı bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum. Bu konuları, kolay anlaşılabilir olması açısından başlıklar halinde vermek daha uygun olur diye düşünüyorum.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu Tanısı Transvajinal Doppler Ultrasonografi ile Konulur

Pelvik VeKonjesyon Sendromu tanısı için, Transvajinal Doppler Ultrasonografik inceleme (Doppler Ultrason)  standart tanı yöntemi olmalıdır. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI), Manyetik Rezonans Venografi, Bilgisayarlı Tomografi (BT, CT) veya venogram görüntüleme yöntemleri tanı amacı ile yeterli bilgi sağlamamaktadır. Bu tanı yöntemlerinin öncelikli olarak kullanılması, tanı konulmasında gecikmeye neden olacaktır.

Bir diğer önemli nokta, Transvajinal Doppler Ultrasonografi, diğer tanı yöntemlerine göre ayakta yapıldığı için, venöz yetmezlik belirgin olarak ortaya konulur. Diğer tanı yöntemlerinin hepsi, yatarak yapılmaktadır. Bu nedenle, tanı konulmasında üstünlükleri yoktur.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu tanısı için kullanılan, Transvajinal Doppler Ultrasonografi yöntemi dışındaki yöntemler, toplardamar çaplarının değerlendirilmesine bağlı olarak tanı koymaktadır. Oysa, bacaklarda olduğu gibi, venöz yetmezliğin değerlendirilmesinde ayakta (yerçekimi doğrultsunda) değerlendirme temel olmalıdır. Bu nedenle, Transvajinal Doppler Ultrasonografi incelemesi tanı yöntemleri arasında öncelikli olarak yapılmalıdır. Rahim ve yumurtalık çevresinde yer alan toplardamar yapılarının incelenmesi, çoğu zaman tanıyı koydurur.

Pelvik Konjesyon Sendromu Tedavisinde, Kaçağa (yetmezliğe) Neden Olan Pelvik Venlerin (toplardamarların) Doğru Tanımlanması Çok Önemlidir

Transvajinal Doppler Ultrason incelemesi ile kaçak saptanan pelvik ven (toplardamar), anjiografi ünitesinde yerleştirilen tıkaçlar ve ek olarak kullanılan köpük skleroterapi yöntemi ile başarılı şekilde kapatılmaktadır.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu’nun tedavisinde kullanılan anjiografik yöntemde; kullanılan coil adı verilen tıkaçlar sayesinde kaçak mevcut olan toplardamar tıkanır. Daha sonra, aynı toplardamara, hazırlanan köpük maddesi selektif olarak enjekte edilerek işlem sonlandırılır.

Pelvik Konjesyon Sendromu Hastası Nasıl Değerlendirilmelidir?

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu, son yıllarda giderek artan oranda gözlenmektedir. Venöz yetmezlik veya varis bulunan hastanın yapılan fizik muayenesinde, vulvar, vajinal veya kasık bölgesinde saptanan varis veya variköz (genişlemiş) venler (toplardamar) aslında Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu açısından bize ön bilgi vermektedir. Bu hastaların, detaylı olarak incelenmesi, özellikle Transvajinal Doppler Ultrasonografi incelemesinin yapılmasının gerekli olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum. Bu noktada, Kadın Doğum Uzmanı olan meslektaşlarıma da büyük bir sorumluluk gelmektedir. Yapılan genital muayene sırasında saptanan bu toplardamarların (varislerin) detaylı olarak araştırılması açısından, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanlarına hastaları yönlendirmeleri uygun olacaktır.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu Tedavisinde Kullanılan Pelvik Ven Embolizasyonu Nedir?

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu tedavisi için daha önceden kullanılan tedavi yöntemlerinin herbirisinin avantaj ve dezavantajları mevcut idi. Zaman içerisinde, dezavanatajları olan yöntemler kullanım alanı dışında kalmıştır.

Pelvik Konjesyon Sendromu tedavisinde kullanılan, Pelvik Ven Embolizasyonu tedavisi yakın zamanlarda uygulamaya başlanılan endovasküler tedavi yöntemlerinden birisidir. Yakın zamanda, artan oranda kullanılmaya başlanılan bu yöntemden önce hastalar, Medroksiprogesteron Asetat ile tedavi edilmekte idi. Günümüzde, trisiklik antidepresanların da tedavi de etkili oldukları belirtilmiştir.

Pelvik Ven Embolizasyonu yöntemi, anjiografik bir yöntem olup; anjiografi açısından donanımlı merkezlerde yapılmaktadır. Bu yöntemde; toplardamar içerisine yerleştirilen bir iğne yardımı ile yerleştirilen kateter (plastik borucuk) içerisinden tıkaç amaçlı küçük parçalar (coil) yerleştirilir. Daha sonra, anjiografik olarak kontrol yapılır, gerekli olduğu durumda ise köpük skleroterapisi yapılır.

Ven (toplardamar) Embolizasyonu Yeni Bir Tedavi Yöntemi Değildir

Venöz embolizasyon, varikosel (varis ve varikosel) tedavisinde uzun yıllardır kullanılmakta olan bir yöntemdir. Burada, testiküler ven içerisine girilerek embolizasyon başarılı şekilde yapılmaktadır.

Hangi Hastalar, Pelvik Ven Embolizasyonundan Fayda Görmektedir?

Pelvik ven embolizasyon tedavisinden fayda görecek hastalar;

  1. Pelvik venöz konjesyon sendromu olanlar,
  2. Vulvar varisleri olanlar,
  3. Vajinal bölgede varisi olanlar,
  4. Kasık bölgesinde, pelvis bölgesinden köken alan varisleri olanlardır.

Pelvik Ven Embolizasyonu Sırasında, Kontrast Madde (opak madde, boya) Kullanılmakta Mıdır?

Ven embolizasyonu sırasında, kateterin (plastik borucuk) lokasyonunu belirlemek ve işlem güvenliği açısından kontrast madde (opak madde veya boya) verilmektedir. Bu sayede, venöz yetmezliğin mevcut olduğu toplardamarın yeri tam ve doğru olarak saptanmakta ve içerisine tıkaç amaçlı parçacıklar yerleştirilebilmektedir.

Pelvik Ven Embolizasyonu Sonrası, Kontrol Nasıl Yapılmaktadır?

Pelvik ven embolizasyonu işlemi sonrasında, kapatılan toplardamar için işlemden sonra ilk kontrol genellikle 6. hafta da yapılmaktadır. Bunun için, sıklıkla transvajinal doppler ultrasonografi yöntemi kullanılmaktadır. Tekrar anjiografik bir görüntülemeye gereksinim duyulmamaktadır.

Son olarak, pelvik konjesyon ile ilgili blog içerisinde yazdığım yazılara, buradan (pelvik venöz konjesyon yazıları) ulaşabilirsiniz.

Evet, yazımın sonuna geldim. Umarım bu konu ile ilgili size yeterli bilgiler verebildim. Ancak, bu konuda eminim sizin de sormak istedikleriniz vardır. Bana sorularınız için buradan ulaşabilirsiniz. Bana soru sormadan önce mutlaka önemli açıklama başlıklı bu yazıyı okumanızı öneririm.

Sağlıkla kalın…

Doç. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

p.s.: Yazı içerisindeki ve kapak görseli, LINC 2016 konferansından alınmıştır.

Cevap Yaz