Tromboflebit ve Derin Ven Trombozu

Tromboflebit ve Derin Ven Trombozu

Bugün, hastalarım arasında çok sık karıştırılan ve bir o kadar da endişe edilen bir durumdan, Tromboflebit ve Derin Ven Trombozu konusundan biraz bahsedeceğim.

Tromboflebit ve Derin Ven Trombozu (Toplardamar Pıhtılaşması) Arasındaki İlişki Nedir?

Derin Ven Trombozu veya kısaca DVT, toplardamar içerisinde pıhtı oluşumu ve bu pıhtının akciğerlere atma riski bulunan çok ciddi bir hastalıktır. Çoğu zaman tanısını koymak oldukça güçtür. Bir çok hekim tarafından, üzücü bir şekilde fark edilememektedir. Bunun sonucunda da tedavisi şansı daha zayıf, aynı zamanda da daha riskli bir duruma neden olmaktadır.

DVT ile ilgili olarak daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz; bu yazımı (derin ven trombozu ne demek?) okumanızı tavsiye ederim.

DVT gibi, toplardamarlar içerisinde pıhtılaşma ile karşımıza çıkan bir başka durum ise, tromboflebit’tir. Bu hastalık, DVT’nin aksine, yüzeysel toplardamarlar içerisinde gelişmektedir. Bu nedenle, hemen her zaman teşhisi DVT’ye oranla daha kolay konulmaktadır. Yüzeyel toplardamarlar içerisinde yerleştiği için, hastalar tarafından erkenden tanınması ayrıca önemlidir. Çoğu hasta, hastalığın erken ve başlangıç döneminde tedavi için başvurmaktadır. Bunun sonucunda da, tedavi etkinliği yüksek olmaktadır.

Tromboflebit Nedir?

tromboflebit ve derin ven trombozu

Tromboflebit ve derin ven trombozu, sıklıkla karıştırılan durumlardır.

Tromboflebit, aslında iki kelimeden oluşmaktadır. Trombo-flebit, yanı trombus: pıhtı ve flebit: toplardamar iltihabı. Hastalık, adından da anlaşıldığı gibi, toplardamarın iltihabi bir durumdur. Yüzeyel toplardamarlarda olması ile, DVT’den kolaylıkla ayrılmaktadır. DVT, adından da anlaşıldığı gibi derin toplardamarların pıhtı ile seyreden bir hastalığıdır. Tromboflebit, yüzeyel toplardamar hastalığı olduğu için, vücudumuzda toplardamarların bulunduğu herhangi bir bölgede kolayca gelişebilmektedir. Her hastalıkta olduğu gibi, tromboflebit gelişiminde de bazı risk faktörleri önemli rol oynamaktadır. Bunların arasında; yaşam tarzı, genetik, ayak hiyjen bozukluğu (tırnak veya ayakta mantar veya yara), diyabet (şeker hastalığı) gibi durumlar bulunmaktadır.

Tromboflebit geliştiğinde, yüzeyel toplardamar üzerinde renk değişimi (kızarma) ve hassasiyet oluşur. Zaman içerisinde pıhtılaşmanın biraz daha sertleşmesi ile, damar boyunca bölgesel sertlikler hissedilmeye başlar. Toplardamara dokunmak çoğu zaman oldukça hassas veya ağrılıdır. Biraz daha ilerlemiş durumlarda, çevre dokularda hafif bir ısı artışı da gözlenebilmektedir.

Tromboflebit Mi, Derin Ven Trombozu Mu? Nasıl Ayırt Edilecek?

Tromboflebit çoğu zaman kendi kendine geçebilen bir durumdur. Bu şekli ile DVT’den kolaylıkla ayrılır. Ancak, bazen oluşan pıhtı uzun bir süre toplardamar içerisinde kalabilmekte ve ağrı ile beraber bazen de enfeksiyon hadisesinin tekrarlamasına neden olmaktadır. Hastalığın kendi kendine geçmediği durumlarda veya, sistemik (genel) olarak ateş yükselmesi ve/veya titremenin buna eşlik ettiği durumlarda ağızdan hafif dozda 5 – 7 günlük antibiyotik tedavisi gerekebilmektedir. Ayrıca, lokal veya ağızdan sistemik anti-inflammatuar ilaçların verilmesi ağrı ve iltihabi duruma bağlı olarak gelişen yakınmaları da azaltmaktadır. Bu tedavilere ek olarak, ıslak soğuk kompres (kesinlikle buzlu su değil, basit olarak; çeşmenin soğuk tarafından alınan su ile yapılan) uygulamasının her saat 15 – 20 dakika süre ile uygulanması, erken dönemde rahatlama sağlayacaktır.

Tromboflebit tekrarlamaya eğilimli bir hastalıktır. Çoğu zaman enfeksiyon giriş kapısı, ayakta ciltte bulunan bir çatlak, parmak aralarında enfeksiyon veya tırnak yatağındaki mantar enfeksiyonudur. Bu nedenle, tekrarlayan veya inatçı hastalarda erken dönemde tırnak veya parmak arasında mantar varsa tedavisinin yapılması, ayak tabanında bulunan çatlakların tedavi edilmesi oldukça önemlidir.

Eğer, sizin de varis, ve damar sağlığınız ile ilgili sormak istedikleriniz varsa, bana buradan ulaşabilirsiniz. Ancak, sorunuzu sormadan önce lütfen bu yazıyı okuyunuz.

Sağlıkla kalın…

Doç. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

Cevap Yaz