Varis Ameliyatı: Köpük Tedavisi ve Lazer Karşılaştırılması

Varis ameliyatı, köpük tedavisi ve lazer uygulaması karşılaştırılması ile ilgili bilgi vermek istiyorum. Daha doğrusu, varis ameliyatı sonuçlarının, günümüzde uygulanan minimal invaziv endovenöz işlemler ile karşılaştırılması.

Varis, toplardamarların ileri derecede genişlemesi, bacaklarda ağrı ve kasılma ile karakterize, günlük yaşantımızı olumsuz şekilde etkileyen bir durumdur.

Günümüzde varisin tedavisi için farklı teknolojiler ve ürünler kullanılmaktadır. Uygulanan tedavi yöntemlerinin başarı oranları nerede ise sabitlendi. Ancak, işlemler ve uygulamanın yapıldığı hastalar arasında memnuniyetsizlik zaman, zaman gündeme gelmektedir.

İngiltere, 11 Farklı Merkez, 798 Hasta: The New England Journal of Medicine

İşte, size bu konu ile ilgili tıp dünyasının prestijli bir dergisi olan The New England Journal of Medicine’da, 2014 yılında yayınlanmış bir makale ve sonuçları ile ilgili bilgi vermek istiyorum.

İngiltere’de, 798 hastayı kapsayan ve farklı 11 merkez tarafından yürütülmüş bir çalışma. Köpük tedavisi, endovenöz lazer (endovenöz tedavi yöntemleri) veya klasik varis cerrahisi uygulanan hastalara, işlemden 6 ay sonra yaşam kalitelerinin ne durumda olduğu ile ilgili olarak sorular sorulmuş. Köpük tedavisi uygulanan hastalar, bu tedavi seçeneğine ait sonuçlar diğer iki tedavi (endovenöz lazer ve klasik varis cerrahisi) seçenekleri ile aynı iken, en düşük yaşam kalitesi oranlarına sahip olduklarını belirtmişlerdir.

Emeklilik yaşına gelmiş olan her üç kişiden birisi, varis için tedavi arayışındadır.

Varis, toplardamar içerisinde bulunan ince ve hassas yapılı kapakçıkların tam olarak görevlerini yapamamaları sonucunda ortaya çıkar. Bunun sonucunda, bacaklarda yerçekimi ile kan birikmeye başlar, buna bağlı semptom ve bulgular gözlenir. Emeklilik yaşına gelen her üç kişiden birisi, ortaya çıkmış olan yakınmaları nedeniyle tedavi arayışına girerler. Tedavi arayışı içinde olan bu hastalar kendilerini ciddi hasta kategorisine sokmamaktalarsa da; çok ilerlemiş olgularda bacakta ileri derecede ağrı, kaşıntı, şişme ve bacak yaraları bulunmaktadır.

Varis ameliyatı

Varis Nedir?

Görsel olarak görebildiğimiz yüzeysel damarlar retiküler damarlar olarak adlandırılırlar. Ancak, görsel olarak bir sorun olmaları yanında bacakta şişme ve kan göllenmesi halinde daha ciddi bir durumdan bahsedilir. Bu durum çoğu zaman derin toplardamarlar adı verilen gözümüzle göremediğimiz bir sistemi ilgilendirebilmektedir.

Skleroterapi: Kimyasal Bir Maddenin Toplardamar İçerisine
Enjeksiyonu

Skleroterapi, varis tedavisi için genellikle en sık uygulanan yöntemdir. Toplardamar içerisine yapılan enjeksiyon sonrasında, damarın büzüşüp kendi kendisine kapanması ve zaman içerisinde de yok olması hedeflenir. Bu yöntemle kapanan toplardamarın görevini, hemen yanıbaşında yer alan yüzeysel diğer damarlar alır. Bu sayede, yüzeyel kan akımı sorunsuz bir şekilde devam eder. Genellikle uygulama sonrasında, zaman içerisinde kozmetik olarak %75 – 80 başarı oranı gözlenir.

Ultrasonografi Eşliğinde Köpük Tedavisi: Skleroterapinin Bir Diğer Çeşidi

Venöz doppler ultrasonografi eşliğinde uygulanan köpük skleroterapisinde ise, genellikle daha büyük çaplı toplardamarlar hedef alınır. Enjekte edilen köpük yardımı ile toplardamar etkili bir şekilde büzüşerek kapanır. Yapılmış olan bu çalışmada cerrahi kesi veya girişim gerektirmeyen bu yöntemde hastalar, klasik varis cerrahisi veya endovenöz lazer tedavisine oranla daha düşük yaşam kalitesi oranlarına sahip olduklarını belirtmişlerdir.

Varis Ameliyatı: Klasik Varis Operasyonu

Klasik cerrahi, genellikle daha büyük çaplı toplardamarlara uygulanan bir yöntemdir. Bu durum daha çok ileri derecede obez, az hareket eden veya birden fazla doğum yapmış kadınlar da karşımıza sık olarak çıkmaktadır. Az hareket etmeye bağlı olarak, baldır kas pompasının etkilli olarak çalışmaması en önemli nedendir.

Bu araştırmada, endovenöz lazer tedavisi, işlem sonrası gözlenen kanama ve morarma oranları açısından en memnunluk verici yöntem olarak belirtilmiştir. Buna paralel olarak, hasta memnuniyet oranları da köpük tedavisi ile kıyaslandığında daha yüksek bulunmuştur. Peki, o halde akla şöyle bir soru gelmektedir: Eğer, köpük tedavisi ile sonuçlar aynı ise, köpük tedavisinde memnuniyetin düşük olmasının nedenleri nelerdir?

Köpük tedavisinde, 6. aydan sonra memnuniyet oranları düşüktür.

Köpük tedavisi memnuniyet oranlarının, endovenöz lazer’e oranla düşük olmasının altta yatan nedeni; birden fazla tedavi seansı gerektirmesidir. Bu durum, hastalar arasında memnuniyeti etkileyen önemli bir faktördür.

Köpük tedavisinin bir diğer olumsuz yanı da; geniş ve büyük damarlarda başarı şansının endovenöz lazer tedavisine göre biraz daha düşük olmasındandır. Bu hastalarda, ideal yöntem endovenöz lazer veya radyofrekans tedavileri olmalıdır.

Sonuç olarak, günümüzde varis ameliyatı yapılan hastaların memnuniyet oranlarında ortaya çıkan farklılıklar, yeni teknolojilerin gelişmesine neden olmaktadır. Ancak, ortaya çıkan olumsuzlukları tek bir nedene indirgemek mümkün değildir. Varis tedavisinde, en başta yapılması gereken; hastalık öyküsünün tam olarak alınması, yeterli fizik muayenin yapılması ve varis hastalığının doğru teşhisinin konulmasıdır. Bu aşamadan sonra ise, elimizde mevcut olan tedavi amaçlı kullandığımız teknolojik yöntemlerden biri veya gerekirse birkaçının birlikte kullanılacağı tedavi protokolünün uygulanmasıdır. Tecrübeli ve etkili bir tedavi protokolünün uygulandığı hastalarda, uzun dönem hasta memnuniyet oranlarının belirgin bir şekilde yükseleceğini düşünüyorum.

Eğer sizinde, varis ve varis ameliyatları ile ilgili sormak istedikleriniz varsa, bana buradan ulaşabilirsiniz. Ancak, lütfen önemli açıklama başlıklı yazımı okuyunuz.

Sağlıkla kalın…

Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

Kaynak: Brittenden J, Gloviczki P, Cotton SC, Elders A, Ramsay CR, and Norrie J, et al. A Randomized Trial Comparing Treatments for Varicose Veins. New England Journal of Medicine. 2014. Yazının PDF’i için link

Cevap Yaz