Venöz Hastalıklar;

Venöz Hastalıklar: Varisler

Varis, kelimesi latince kıvrıntılı anlamına gelen “Varix” ten gelmektedir. Varis’lerin teşhisini kıvrıntılı ve deri yüzeyinden kabarık oldukları için koymak oldukça kolaydır. Teşhis koyabilmenin kolay olduğu bu hastalıkta, tedavi uzun yıllar altta yatan neden veya nedenlerin tam olarak bilinmemesinden dolayı istenilen düzeyde başarı seviyelerine ulaşamamıştır.

Günümüzde, teşhis yöntemlerindeki teknolojik ilerlemelere bağlı olarak hastalık doğru ve hızlı bir şekilde teşhis edilebilmektedir. Varis, ayakta veya otururken genişlemiş toplardamarların deri yüzeyinde kabarması ve gözle görülmesi ile karakterize bir hastalıktır. Çoğu zaman bu damarlar, uzandığımızda gözden kaybolmaktadır.

Varis; damar içerisindeki kapakçıkların bozulması ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastalığın başlangıcı daha sık olarak kasık bölgesi civarında yerleşmiş olan kapakçıkların yoğun olduğu bölgede başlamaktadır. Burada, başlayan ve ilerleyen hastalık zaman içerisinde, diz ve diz altına hatta ayak bileğine dek inebilmektedir.

Varis hastalığının teşhisinde “venöz doppler ultrasonografi” oldukça önemli bir teşhis yöntemi olup, her hasta için uygulanmalıdır.

Kılcal Damarlar

Kılcal damarlar diğer adıyla spider venler (örümceksi damarlar) yüz veya bacaklarımızda bulunan kırmızı, mavi veya mor renkli gözle görünen damarlardır. Genellikle, derinin 2 – 3 mm altında yerleşmişlerdir. Bu damarlar, daha derinde yer alan ve besleyici damar adı verilen damar ile bağlantılı haldedir.

Yüz ve bacaklarda bulunan kılcal damarlar birbirlerinden farklı özelliklere sahiptirler. Yüzde yerleşmiş olan kılcal damarlar, kalp seviyesinden yukarıda oldukları için daha düşük kan basıncına sahip olup, daha kolay şekilde kalbe kan dönüşünü sağlamaktadırlar. Bunun tersine, kalpten uzak olarak bacaklarımızda yerleşmiş olan kılcal damarların içerisindeki kan basıncı, yüzdeki kılcal damarlara göre daha yüksek olup, kanın kalbe doğru olan boşalması da güç olmaktadır.

Yüz ve bacaklarda mevcut olan kılcal damarların tedavi prensip ve yöntemleri de birbirindenfarklılık göstermektedir. Uygulanan tedavi yöntemi sonrasında, yüz bölgesindeki kılcal damarlarda iyileşme hızı, bacak bölgesindekilere oranla daha hızlı olmaktadır. Ayrıca, bacak kılcal damarları hem yapısal özelliklerinden ve hem de içlerindeki basıncın yüksek olmasından dolayı tedavi yöntemlerine karşı daha dirençlidir.

Yüz ve bacak kılcal damarlarının farklı yapıları, bu damarların tedavisinde çeşitli tedavi seçeneklerinin birlikte kullanılması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu aşamada, Venöz Doppler Ultrasonografi etkili bir teşhis yöntemidir.

Venöz Dermatit veya Egzema

Venöz Dermatit veya Venöz Egzema; varis veya venöz yetmezliğe bağlı olarak genellikle ayak bileği seviyesinde yoğunlaşan, cilt sertleşmesi ile beraber, cildin kırmızı, pembe, kahverengi görünümde olduğu, kaşıntılı bir cilt hastalığıdır. Ayak bileği seviyesinde daha sık gözlense de, diz altında da sık olarak karşımıza çıkar. Varis’i olanlar bu durumdan daha erken haberdar olurlarken, venöz yetmezlik durumunda ise hastalık daha sinsi seyreder.

Venöz Dermatit veya Venöz Egzema tedavi edilebilir bir durumdur. Altta yatan neden veya nedenlerin, ayrıntılı bir muayene ve Venöz Doppler Ultrasonografik inceleme sonrasında ortaya konulması oldukça önemli bir noktadır.

Venöz Dermatit veya Venöz Egzema’nın tedavisinde, dışarıdan (cilt üzerinden sürülen) uygulanan kremler ve varis çoraplarının (kompresyon çorabı) etkileri geçicidir. Altta yatan nedene yönelik yapılacak kişiye özel tedavinin başarı şansı her zaman daha yüksektir. Eğer, altta yatan neden veya nedenler tam olarak tedavi edilemezse, Venöz Dermatit veya Venöz Egzema genellikle kısa zamanda ilerler.

Venöz Ülser veya Yara (Bacak Yarası)

Venöz Ülser veya Bacak Yarası; bacaklarda Venöz Dermatit veya Venöz Egzema gibi sık olarak ayak bileği çevresinde gözlenen açık, iyileşmeyen yaralardır. Farklı yapılarda karşımıza çıkan bu durum, sık olarak ağrısız, ıslak ve kokusuzdur. Bu durum, vücudumuzda yer alan birçok yaradan farklı karakterdedir. Venöz Ülser veya Bacak Yarası’nın nedeni, hemen her zaman altta yatan varis veya venöz yetmezliktir. Bunların tedavisi tam olarak yapılmadan, venöz ülser veya venöz bacak yarasına dışarıdan cilt üzerinden uygulanacak olan krem veya diğer yara bakım ürünleri ile tedavi oldukça yavaş ve çoğu zamanda etkisiz olmaktadır. Tedavi edilen venöz ülser veya venöz bacak yaraları da daha sonra yeniden tekrar açılabilmektedir. Bu nedenle, kalıcı bir tedavi için mutlaka altta yatan hastalık veya hastalıklar öncelikli olarak tedavi edilmelidir.

Bacak yaralarının en sık ve en kolay tedavi edilen nedeni venöz (toplardamar) nedenleridir (%80). Venöz ülser veya venöz bacak yaralarının tedavisinde, Plastik Cerrahi, Yara Bakım Bölümleri ve Fizik Tedavi Bölümleri ile ortak tedavi protokolü uygulanmaktadır.

Tromboflebit (Yüzeyel Damar İltihabı)

Tromboflebit (Yüzeyel Damar İltihabı), yüzeyel damarlarda pıhtılaşma ve iltihap ile beraber seyreden bir hastalıktır. Çoğunlukla, pıhtılaşma ve damar iltibabı birlikte seyreder. Aslında, burada olan iltihabi durum enfeksiyon ile beraber olan bir durumdan daha çok, yüzeyel damar içerisinde oluşmuş olan pıhtılaşma durumuna vücudun bir tepkisi niteliğindedir. Damar içerisinde pıhtılaşma daha sık olarak varis veya venöz yetmezlik durumlarında ortaya çıkmaktadır. Genişlemiş olan damar (toplardamar) içerisinde, kan akımının yavaşlaması ve akımın yapısal özelliklerinin değişmesi, pıhtılaşmaya olan eğilimi arttırmaktadır. Yüzeyel damarlarda yerleşmiş olan pıhtının, derin damarlarda doğru uzanması tehlikeli bir durum olup, bu durum Derin Ven Trombozu olarak adlandırılır. Derin Ven Trombozu, tromboflebit’ten farklı bir durum olup, pulmoner emboli (akciğer pıhtılaşması) riski nedeniyle daha ciddi olarak tedavi edilmelidir. Tromboflebit’in, derin ven trombozu’na neden olabileceğinden, tromboflebit’li hastaların erken dönemde venöz doppler ultrasonografi ile incelenmesi ve derin ven trombozu mevcutsa da erken dönemde antikoagülan tedaviye başlanılması oldukça önemlidir. Erken tedavi, post-flebitik sendroma bağlı olarak ortaya çıkacak durumları da önleyecektir.

Vulvar veya Vajinal Varisler

Vulvar veya Vajinal Varisler; genellikle doğum sonrasında perine bölgesinde doğru ortaya çıkan varislerdir. Genellikle, bir kez ortaya çıktıktan sonra ortadan kaybolmayıp, takip eden gebeliklerle daha da büyürler. Çoğu zaman, perine bölgesinde gözlenselerde bazı durumlarda, kasık iç tarafına doğru (vulva’nın hemen yanı) uzanırlar. Varis nedeniyle muayene sırasında dikkatli olarak incelenmezse, kolaylıkla gözden kaçabilirler. Hastalığın neden veya nedenlerinin ortaya konulması açısından, venöz doppler ultrasonografi, Manyetik Rezonans Venografi ve transvajinal venöz doppler ultrasonografi gereklidir.

Pelvik Konjesyon Sendromu

Pelvik Konjesyon Sendromu, pelvis içerisinde bulunan varislere verilen genel birtanımlamadır. Pelvis içerisinde yer alan damarların kapakçıklarının bozulması sonucunda ortaya çıkarlar. Bacaklarda ortaya çıkan varislerden farkı, gözle görülmemeleridir. Anatomik özelliklerin kadınlarda farklı olmasından dolayı daha sık olarak kadınlarda gözlenirler. Pelvik Konjesyon Sendromu’na bağlı olarak ortaya çıkan yakınmalar daha sık olarak, yerçekimi nedeniyle aşağıya bacaklara doğru kaçan kanın yaptığı basınca bağlı olarak ortaya çıkar. Pelvik Konjesyon Sendromu jinekolojik muayene sırasında, transvajinal doppler ultrasonografi yardımıyla kolaylıkla konulabilir.

Derin Ven Trombozu

Derin Ven Trombozu, bacak veya pelvis içerisinde yer alan derin damarlarda (toplardamar) pıhtılaşma ile karakterize, öldürücü olabilen yüksek riskli bir hastalıktır. Derin damarlarda oluşan pıhtı, zaman içerisinde kalbe doğru hareket ederek, pulmoner emboliye (akciğer embolisi) neden olur. Bu durum, yaşamı tehdit eden bir durum olduğu için oldukça tehlikelidir. Derin Ven Trombozu sonrasında gözlenen, post-trombotik sendrom ise, yaşam kalitesini ciddi olarak etkileyen ve tam tedavisi olmayan bir durumdur. Bu durumda, bacaklarda ayak bileğinde renk değişimi, ciltte kalınlaşma ve bazen de venöz ülser veya bacak yarası gözlenir.

Derin Ven Trombozu’nun tanısında, venöz doppler ultrasonografi sadece oldukça faydalı bir tanı yöntemi olmakla kalmaz, aynı zamanda anti-koagülan (pıhtı oluşmasını engelleyici) tedavinin etkinliğinide değerlendirmede yardımcıdır.

Derin Ven Trombozu’nun tedavisinde; sıklıkla anti-koagülan tedavi amacı ile Heparin ve Warfarin verilmektedir. Son yıllarda akut ve kronik Derin Ven Trombozu’nun tedavisinde Rivaroxaban etkin olarak kullanılmaktadır. Tedavi dozları ve süresi için, mutlaka bu tür ilaçlar konu ile ilgili ve klinik tecrübesi olan doktor veya merkezler tarafından verilmelidir.

Lenfödem

Lenfödem; bozulmuş lenfatik drenaja bağlı olarak doku içerisinde lenf sıvısının birikmesi ile karakterize bir durumdur. Lenfödem; %80 oranında bacaklarda gözlense de, kollarda, yüzde, genital bölgede de gözlenebilir. Genellikle, yaşam kalitesini olumsuz olarak etkileyen, sosyal bir hastalık olarak değerlendirilir. Çoğu hastada, aniden ve herhangi bir sebep olmadan başlar. İlk başlarda hafif bir şişlik olarak gözlenen bu durumu kaza, ayak bileğinde burkulma, böcek ısırığı tetikleyebilir.

Lenfödem’in tam bir tedavisi mevcut değildir. Ancak, farklı tedavi seçenekleri ve hasta ile yeterli iletişim sayesinde, günlük aktiviteleri sürdürmek mümkündür.

Çoğu olguda lenfödem; lenfatik damarların hasarlanması sonrasında ortaya çıkar. Bu duruma, cerrahi girişimler, radyoterapi ve bazı enfeksiyonlar neden olabilmektedir. Bu durum genellikle sekonder lenfödem olarak adlandırılır.

Primer lenfödem terimi ise daha sık olarak; herhangi bir nedenin olmadığı lenfödem durumu için kullanılmaktadır.

Lenfödem tanısını koymadan önce, lenfödemin ayırıcı tanısının yapılması oldukça önemlidir. Bacaklarda sık olarak gözlenen ödem nedenleri arasında bulunan, kardiyak ödem, düşük proteine bağlı ödem, böbrek yetmezliğine bağlı ödem, allerjik ödem gibi nedenler ayırıcı tanı için göz önünde bulundurulmalıdır.

Lenfödem geliştiğinde, lenf sıvısı doku içerisinden yeterli miktarda temizlenemediği için enfeksiyona olan duyarlılık artar. Basit mikroorganizmalara bağlı olarak, selulit (cilt ve ciltaltının enfeksiyonu) meydana gelir.

Eğer, sizin de varis, toplardamar hastalıkları ve damar sağlığınız ile ilgili sormak istedikleriniz varsa, bana buradan ulaşabilirsiniz.

Sağlıkla kalın…

Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu