Kılcal Damarlar: Bilgilendirici Bir Yazı

Merhaba. Kılcal damarlar, genç kızlıktan başlayarak hemen her kadının hayatında bir dönem karşısına çıkar. Kimisi, ilk çıktığı günden başlayarak amansız bir tedavi arayışı içine girer. Kimisi de, umursamadan hayatını yaşar. Bu durumun, benim açımdan, bir haklısı yoktur… Ben, edindiğim tecrübe ile, herkese aynı sağ duyu ile yaklaşırım.

Kılcal Damar Nedir?

Kılcal damarlarKılcal damarlar, örümceksi toplardamarlar yada diğer adıyla spider venler, birçok kadın hastamın ortak sorunu. Genellikle, ilkbaharın sonları ile yaz başında, hastalarımın en çok sordukları sorudur, şu kılcal damarlarımı lütfen yok edebilir misiniz? Benim bu soruya verdiğim yanıt aslında bellidir, elbette yok edebilirim, ama bunun için şartların oluşması gerekir. Nedir bu şartlar, isterseniz bunlara bir göz atalım…

Kılcal damarlar, hepimizin gözle gördüğü, cildin üst tabakasına çok yakın yerleşimli, bazen hafif kabarık toplardamarlardır. Belli bir bölgede olabileceği gibi, bazen bir veya birden fazla bölgede dağılmış olarak da yerleşebilirler. Bu dağılım, aslında dikkatli birisi için, kılcal damar hastalığının nedeni konusunda da ayrıntılı bilgiler vermektedir. Çoğu zaman, ilk muayenede, kendi yaptığım venöz doppler ultrasonografi ile oluşum nedenini o an belirlemiş olurum.

Kılcal Damarlar ve Risk Faktörleri

Kılcal damarların oluşum süreci aslında, çok uzun ve hiçbir zaman durmayacak süreçtir. Ergenlik döneminden başlayan bu süreç, hastalarımın bana gelmesine ve sonrasına dek devam etmektedir aslında. Yaptığımız tedavi yada kombine tedaviler, aslına bakarsanız zamana karşı yapılan bir yarıştır. Biz, kalp ve damar cerrahları kılcal damarları yok etmeye çalışırken, zaman ve sizin vücudunuz, hormonlarınızla beraber, genetik yatkınlığınızı ve doğumları da yanına alarak savaşmaktadır. Bu savaşın aslında bir kazananı olmalı, ve bu da kadınlar olmalı değil mi?

Şaka bir yana, kılcal damarların oluşumunda birden çok faktör mevcuttur. Bunların arasında en önemlisi ve maalesef değiştirilemezi genetik eğilimdir. Ebeveynlerimizin bize mirası da diyebiliriz buna. Üzülerek belirteyim ki, kendisinde kılcal damarı bulunan ve erken dönemde bunların çıktığını belirten hastalarımın nerede ise tamamında, çocuklarında da bu kılcal damarları görmekteyim.

Bu konuda, neler yapılabilir diye hemen akla bir soru gelmektedir. Erken dönemde hem süreci kısmen önlemekte ve hem de süreci yavaşlatmak için bazı önerilerim var gözlemlerime dayanarak.

Kız çocukların erkenden ergenliğe girmesi yüksek bir risk fatörüdür. Binbir çeşit hormonla sarılmış bir ortamda, kılcal damar gelişimini tetikleyen hormonlar ve o hormonları tetikleyen ilaç, kimyasal, binbir türlü maddeden sakınmak artık çok önemli bir hal almıştır. Savaşa daha çok erken yaşlarda başlamak gerekiyor. Hormonlar ve kılcal damarlara olan etkileri konusunda bir yazı yazmayı planlıyorum, ilginizi çekeceğini düşünüyorum. Hormon faktörü dışında, gözlediğim en önemli kılcal damar gelişimi için risk faktörü; hareketsizlik. Geçmiş yıllara göre her gün aktivitemiz, teknolojinin bize sağlamış olduğu konfor ile giderek azalmaktadır. Bu durum sadece kılcal damarlar gibi kozmetik ağırlıklı sorunlara neden olmuyor, daha ciddi kalp ve damar hastalıklarına da neden olmaktadır. Kılcal damarlar

Kılcal Damarlar Neden Olur?

Kılcal damarların oluşumunda bir diğer önemli neden; kronik venöz yetmezlik yani varistir. Bu hastalık, sinsi bir hastalıktır. Nerede ise toplumda her iki kişiden birisinde mevcuttur aslında. Sadece, farkına varmakta biraz geç kalıyoruz. Geçmeyen bacak ağrıları, gece ortaya çıkan kasılma ve kramplar, ayak bileğinde renk değişiklikleri gibi bulguları göz ardı ediyoruz. Tedavisine erken dönemde başlamak, çoğu zaman kılcal damarların oluşum sürecinide yavaşlatmaktadır.

Östrojen ve progesteron adı verilen steroid yapısındaki hormonlar aslında kılcal damarların oluşumunu tetiklemektedir. Steroid yapısındaki bu hormonların da, vücudumuzdaki yağ miktarı ile yakın ilişkisi mevcuttur. Oluşmuş bu derin bağlantılarla bacaklarımızın görüntüsü, 20’li ve 30’lu yaşlarda değişmektedir.

Kılcal damarlar, ağrı yapar mı gibi bir soru aklıma geldi? Hem evet, hem de hayır aslında yanıtı. Vücudumuzda, toplardamar sisteminin çok özel bağlantı noktaları mevcut. Bu noktalarda ortaya çıkan kılcal damarlarda ağrının oluşması bazen gözlenebilmektedir. Bunun dışındaki bölgelerde ortaya çıkan kılcal damarlar çoğu zaman ağrısız şekilde gözlenir. Ağrının varlığı, altta yatan durumun biraz daha ciddi olduğunu ortaya koymaktadır.

Kılcal Damarlar Nerede Görülür?

Yerleşim bölgelerine göre kılcal damarlar farklı boyutlarda olabilirler. Bacağın üst dış kısmı hemen en çok karşılaştığımız bölgedir. Burada, yerleşen kılcal damarlar, derinin üst tabakasında, deriden de hafif kabarık durumdadırlar. Genellikle, mavimsi – mor renktedirler. Renklerinde ki koyulaşma, içlerinde bulunan kan akımının yavaşlaşmış ve taşıdığı oksijeni tamamen tükettiğinin belirtisidir. Bu durum, daha çok uzun süredir var olan kılcal damarlarda karşılaştığımız bir durumdur.

Kılcal Damarlar ve Tedavileri

Tedavileri boyutlarına bağlı olarak değişmektedir. Kabaca, ince bir iğne ile enjeksiyon yapabileceklerimize skleroterapi adı verilen bir madde enjeksiyonu yaparız. Bu tedavi yönteminin iki çeşidi bulunmaktadır. Sıvı ile doğrudan yapılanı, ki bu çok ince kılcal damarlara daha çok yapılmaktadır. Diğer yöntem ise, bu sıvının özel bir enjektör sistemi ile bir miktar hava ile karıştırılması (yani bir nevi aerosolize edilmesi) uygulamasıdır. Aerosolize etmek ile aslında büyük bir avantaj sağlanmış olmaktadır. Hava ile karıştırılan sıvının akışkanlığı kılcal damar içerisinde azaldığı için, temas süresi ve buna bağlı olarak ilaç etkisi de artmış olacaktır. Bu da, daha az ilaç ile daha çok etkiyi sağlamaktadır. Daha az ilaç ise, daha az yan etki demektir aslında. Çünkü, skleroterapi amaçlı kılcal damar içerisine verilen tüm ilaçların ciddi bölgesel ve hatta bazen de sistemik yan etkileri bulunmaktadır.

Evet, bu bilgilendirici yazı böyle uzar gider. Bir yerde, bir yazıda okumuştum, insanların dikkati 3 yada 4 paragraf sonrasında kaybolmaktadır diye. Daha fazla dikkatiniz kaybolmadan burada kesiyorum. Kafamda planladığım, bu konuda kalan bilgileri size başka bir yazı konusu olarak aktaracağım. Bu konu gerçekten, hastalarım arasında en çok üzerinde durulan, hakkında soru sorulan bir konu. Yani, önemi aşikar. Ancak, kılcal damarlar ile ilgili olarak bu yazım (kılcal damar) ilginizi çekebilir.

Eğer, sizin de varis, toplardamar hastalıkları ve damar sağlığınız ile ilgili sormak istedikleriniz varsa, bana buradan ulaşabilirsiniz. Ancak, sorunuzu sormadan önce lütfen bu yazıyı okuyunuz.

Sağlıkla kalın…

Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu